Brecht yabancılaştırma efekti (Verfremdungseffekt / V-Effekt), seyircinin sahnedeki olaylarla duygusal özdeşleşmesini bilinçli olarak kırarak eleştirel bir mesafe yaratmayı amaçlayan bir dramaturgi ve sahne tekniğidir. Bu teknik Brecht'in diyalektik tiyatro teorisinin merkezinde yer alır ve salt estetik bir tercih olarak değil, epistemolojik ve politik bir müdahale olarak anlaşılmalıdır. Brecht yabancılaştırma efekti sahnede birden fazla teknik araçla hayata geçirilir. Epik anlatı yapısı, kronolojik olmayan sahne dizilimleri ve doğrudan seyirciye hitap (direct address) seyircinin kurgunun içinde kaybolmasını engeller. Sahne ışığı ve dekorun kasıtlı biçimde görünür kılınması, makina ve mekanizmanın gizlenmemesi, tiyatroyu bir illüzyon makinesi olmaktan çıkarır. Oyuncunun karakteri değil rolü göstermesi (demonstrating rather than being) ise V-Effekt'in performatif özüdür: oyuncu kendi bakış açısından karakteri sunar. Brecht yabancılaştırma efekti ile Stanislavski geleneğinin özdeşleşme (empathy) temelli yaklaşımı tarihsel olarak karşı kutup biçiminde konumlandırılmış olsa da bu ikili karşıtlık fazla basitleştiricidir. Brecht, duyguyu tamamen dışlamaz; duyguyu eleştirel düşünceyi bastıran bir araç olmaktan çıkarıp analizin nesnesi haline getirmeyi hedefler. Şan biçimli sahne düzeni (three-quarter staging) ve placard kullanımı bu analitik mesafeyi fiziksel mekânda somutlaştırmanın araçlarıdır. Çağdaş dramaturjide V-Effekt, postdramatik tiyatronun meta-sahne özellikleriyle kesişir; ancak Brecht'in araçsal kullanımı (siyasi eleştiri için) ile postdramatik yaklaşımın formal dekonstrüksiyonu arasında önemli bir niyetsel fark mevcuttur.