Uluslararası bir kardiyoloji araştırması, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapan bireylerde kalp krizi riskinin sedanter yaşam sürdürenlere kıyasla yüzde 30 oranında düştüğünü ortaya koydu. Araştırma bulguları, Journal of the American Heart Association dergisinde yayımlandı. Çalışma kapsamında 40-75 yaş aralığındaki 18.000'den fazla katılımcının on yıl boyunca sağlık verileri izlendi. Bu süreçte yürüyüş kalp sağlığı arasındaki ilişki ayrıntılı biyometrik ölçümlerle değerlendirildi. Araştırmacılar, günde ortalama 30 dakika tempolu yürüyüş yapan grubun kan basıncı değerlerinin, LDL kolesterol düzeylerinin ve endotel fonksiyonlarının belirgin biçimde iyileştiğini saptadı. Çalışmanın baş araştırmacılarından biri, yürüyüş kalp sağlığı üzerindeki etkisinin yalnızca kısa vadeli bir iyileşmeyle sınırlı kalmadığını; uzun dönemde kalp damar sisteminin yapısal işleyişini de olumlu yönde değiştirdiğini vurguladı. Araştırmacılar, bu etkinin özellikle sabah saatlerinde yapılan yürüyüşlerde daha belirgin olduğunu, ancak günün herhangi bir saatinde gerçekleştirilen düzenli aktivitenin de istatistiksel açıdan anlamlı koruyucu etki gösterdiğini belirtti. Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise yürüyüş hızının kalp üzerindeki etkiyle doğrudan ilişkili olduğuydu. Saatte 5 kilometrenin üzerinde hızda yürüyüş yapanlar, düşük tempolu yürüyenlere göre yüzde 18 daha fazla koruyucu etki elde etti. Araştırmacılar, bu farkın kalp atış hızındaki artış ve damar elastikiyetinin gelişmesiyle açıklanabileceğini ifade etti. Çalışmanın sınırlılıkları arasında katılımcıların büyük çoğunluğunun Batı Avrupa kökenli olması ve bazı yaşam tarzı faktörlerinin tam olarak kontrol altına alınamaması sayıldı. Araştırmacılar, yürüyüş kalp sağlığı bağlantısının farklı etnik ve coğrafi gruplarda da doğrulanması için ek çalışmaların gerektiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kalp damar hastalıkları, küresel ölüm nedenlerinin başında gelmeye devam etmektedir. Bu araştırma, mevcut fiziksel aktivite kılavuzlarının bilimsel temelini güçlendirmekte ve düşük maliyetli bir koruyucu sağlık stratejisi olarak yürüyüşün önemini bir kez daha gündeme taşımaktadır.