Tesadüfen okunan kitap diye bir şey var, buna inanmıyordum, inanmaya başladım. O gece saat ikiydi. Uyku gelmiyordu, zihin dönüyordu. Telefonu bırakmak istedim. Rafta duran bir kitap gözüme çarptı, kim vermişti hatırlamıyorum, üzerine bile bakmamıştım. Aldım. Sabaha kadar okudum. O kitabı okurken ne oldu? Tam anlatması zor. Sanki benim düşündüğüm ama kelime bulamadığım şeyler, sayfada duruyordu. Yabancı birine ait bir dünya ama tanıdık bir şeyler. İlk kez bir kitabın kenarda kalanla konuştuğunu hissettim. Tesadüfen okunan kitap çoğu zaman böyle geliyor, hazır olduğun için değil, hazır olmadığın için. Planladığın bir şeyi okurken bir savunman var: "Bu kitabı okuyorum, şu bilgiyi öğrenmek için." Tesadüfte bu savunma yok. Kitap direksiz geliyor. Sabah uyandığımda, ya da aslında hiç uyumadan güneş ağardığında, kafamda bir değişiklik vardı. Somutlaştırmam güç. Ama o gün bazı şeylere farklı baktım. Bir karar vardı içimde bekleyen; netleşti. Bir ilişkiyle ilgili bir his vardı; adını koydum. O kitabı arkadaşlara önerdim. Kimisi etkilendi, kimisi anlamadı. "Nasıl bu kadar etkilendin?" dedi biri. Yanıtım şuydu: "Doğru zamanda geldi." Tesadüfen okunan kitap, doğru kitap olmayabilir her zaman. Ama doğru anda gelen kitap, bu, farklı bir şey.