Özgeçmişinde altı aylık bir boşluk var mı? İşverenin bir kısmı bunu otomatik olarak sorunlu buluyor. Özgeçmiş boşluğu ayrımcılık, iş piyasasının en az tartışılan önyargılarından biri, ve hem mantıksal hem de etik açıdan savunması zor. Bir özgeçmişte boşluğa yol açan sebepler son derece çeşitli: ebeveyn olmak, aile bakımı üstlenmek, sağlık sorunu, yüksek lisans, seyahat, depresyon, layoff, kişisel bir kriz ya da sadece yeni bir yön arayışı. Bunların hangisi bir kişinin mesleki kapasitesi hakkında gerçekten belirleyici bilgi sunuyor? Neredeyse hiçbiri. Oysa özgeçmiş boşluğu ayrımcılık pratikte süzgeç olarak kullanılıyor, ve bu süzgeç sistematik biçimde belirli grupları dışlıyor. Hamilelik ya da ebeveynlik nedeniyle ara veren kadınlar, bakım yükü taşıyan yetişkinler, işgücü piyasasına yeni giren genç kuşaklar bu filtrenin en sık hedefi. Bu önyargı bilinçsiz olsa bile sonuçları gerçek. Bir de beceri eskimesi argümanı var: "Boşluk varsa kişi güncel değildir." Bu argüman bazı teknik alanlarda kısmen geçerli; ama çoğu kariyer alanında hızla geçerliliğini yitiriyor. Üstelik kişinin boşluk döneminde neler yaptığı, bağımsız projeler, gönüllülük, bakım, öğrenme, kolayca değerlendirilebilir bilgi. Özgeçmiş boşluğu ayrımcılık için yapıcı önerim şu: İşverenler bu boşlukları genel bir süzgeç olarak değil, açık uçlu bir sohbet sorusu olarak ele alabilir. "Bu süreçte ne yaptınız?" sorusu, bir kişi hakkında çok daha değerli bilgi üretiyor.