Yıllar içinde beş farklı dil için çaba harcadım. İspanyolca, Almanca, Japonca, İtalyanca, Arapça. Hangilerini bitirdim? Tek bir tanesini bile değil. Ama her birinden bir şey kaldı bende, ve bırakma sebepleri de birer ders oldu. Birden fazla dil öğrenmek meselesinde ilk denemem İspanyolcaydı. Yirmi üç yaşında, Latin Amerika'ya gitmeyi düşündüğüm için. Altı ay devam etti, sonra hayaller değişti, İspanyolca da bitti. Motivasyon hedefle bağlıydı, hedef gidince motivasyon da gitti. Birden fazla dil öğrenmek serüvenimde Almanca daha farklıydı. İş gereksinimi vardı. Daha sert ilerledi, daha somut sonuç verdi. Ama iş değişince pratik yapacak zemin kalmadı. Tekrar etmeden dil gidiyor, bunu Almancayla öğrendim. Japonca ise bambaşka bir deneyimdi. Yazı sistemi, ses yapısı, kültürel bağlam, hepsi yeniydi. Başlangıçta bu yenilik çekti beni. Ama ilerlemek için Türkçe veya İngilizceden çok daha fazla saate ihtiyaç vardı. Pratik yaşamımda kullanacağım bir bağlam yoktu. Bıraktım, ama en fazla öğrenmenin tadını çıkardığım dil bu oldu. Birden fazla dil öğrenmek konusunda öğrendiğim en dürüst gerçek şu: dil öğrenmeyi bitirme gerekmez ama sürdürme şarttır. Ben her bırakışta bir sebep vardı. Bunları bilmek, bir daha başladığımda farklı seçim yapmamı sağladı.