Uluslararası Hidrojen Konseyi'nin yıllık piyasa raporuna göre hidrojen enerjisi yatırım rakamları 2025'te 2022 seviyesinin yaklaşık üç katına ulaştı. Küresel toplam yatırım hacminin 250 milyar doları aştığı açıklandı. Bu rakam, hidrojen sektörünün fosil yakıt altyapısıyla gerçek ölçekte rekabet edeceği noktaya adım adım yaklaşıldığına işaret ediyor. Hidrojen enerjisi yatırım akışlarının en güçlü olduğu bölge Avrupa olarak öne çıkıyor. AB'nin Yeşil Mutabakat finansman araçları ve üye devletlerin ulusal hidrojen stratejileri, hem üretim tesislerini hem de iletim altyapısını finanse etmek için önemli kamusal kaynakları harekete geçirdi. Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da da ihracat odaklı büyük ölçekli projeler hız kazanıyor. Türkiye'nin hidrojen enerjisi yatırım tablosuna bakıldığında, ülkenin bölgesel bir tedarikçi konumuna oturma potansiyeli ön plana çıkıyor. Avrupa'ya yakın coğrafi konum, güçlü yenilenebilir enerji kapasitesi ve Avrupa boru hattı ağlarına bağlantı imkânı bu potansiyelin altyapısını oluşturuyor. Enerji Bakanlığı'nın hazırladığı ulusal hidrojen stratejisi taslağı, yeşil hidrojen ihracatını 2035 hedefleri arasına alıyor. Ancak hidrojen enerjisi yatırımlarının hız kazanması için teknolojik ve ekonomik bazı engellerin aşılması şart. Yeşil hidrojen üretim maliyeti hâlâ gri hidrojenin üzerinde seyrediyor. Büyük ölçekli depolama ve uzun mesafe taşıma teknolojileri de hâlâ ticari ölçeğe ulaşmamış durumda. Sektör analistleri, 2030 sonrasını gerçek ölçekli ticari dönüşümün başlangıcı olarak işaret ediyor. Elektrolizör kapasitesinin artmasıyla birlikte üretim maliyetlerinin hızla düşeceği ve bu sürecin rekabet dengesini köklü biçimde değiştireceği öngörülüyor.