İş ortağı seçimi meselesinde büyük bir hata yaptım. Ve bu hatayı yaparken her şeyi doğru yapıyor olduğumu sanıyordum. Ortak olduğum kişiyi tanıyordum, yıllardı arkadaştım. Yetenekliydi, hevesliydi, fikirlerimiz örtüşüyordu. Kağıt üzerinde mükemmel bir ortaktı. Asıl soruyu hiç sormadık birbirimize: Stres altında nasıl davranıyoruz? İş ortağı seçiminde karakteri değil, performansı değerlendirmiştim. Rahat dönemlerde herkes iyi iş çıkarır. Asıl karakter, birinci yılın sonunda nakit sıkışınca ortaya çıktı. Ben riskleri paylaşalım, birlikte çözelim diyordum. O sinyalleri küçümsüyor, sorumluluğu dışarıya yüklüyordu. Bir toplantıda "sen bana söylememeliydin" dedi bir karar için, oysa o kararı birlikte almıştık. O an her şeyi anladım. İş ortağı seçiminin yanlış gitmesi, sadece iş meselesi değil. Birinin güvenine, emeğine ve hayaline ortak oluyorsun. Bu çöküyor, insani bir kayıp da oluyor. Şirketi kapattık. Resmi prosedür soğuktu, kağıtlar, imzalar, hesaplar. Birkaç ay konuşmadık. Yıllar sonra tekrar görüştük, ilişki onarıldı kısmen. Ama o dönemin izi kaldı. Bugün iş ortağı seçiminde başkalarına ne söylerim? Birlikte zor bir şey yaşayın, gerçek bir baskı altında. Sonra karar verin. Rahatta ortaklık kolaydır. Asıl test zorlukta.