İkinci kedi alma deneyimi çok iyi niyetle başladı. Birinci kedim için arkadaş olsun, daha mutlu olsun, yalnız kalmasın diye düşündüm. Gerçekte olması gerektiği gibi hiç olmadı, en azından başlarda. İkinci kedi alma deneyiminde ilk iki hafta tam bir gerilim dönemiydi. Birinci kedim yeni geleni görmez, tıslar ve başka odaya çekilirdi. İkincisi ise daha genç ve meraklı olduğundan birinciye yaklaşmaya çalışır, bu da tırmanmaya dönüşürdü. İkinci kedi alma kararım sorgulamaya başlamıştım. Bir kedici arkadaş önerdi: kokulara alışma protokolü uygula. İkisini bir hafta boyunca farklı odalarda tut, havlularını değiştir, birbirinin kokusuna alıştır. Bu işe yaradı. İkinci kedi alma deneyiminde bu tür geçiş protokolleri çok kritik. Üçüncü haftadan itibaren birinci kedim biraz daha merakla yaklaşmaya başladı. Hâlâ tısıyordu ama artık koşarak gitmiyordu. Dördüncü haftada beraber uyuklarken buldum onları, ayrı köşelerde ama aynı odada. İki ay geçti. Birbirlerini hâlâ bazen rahatsız ediyorlar ama en azından barış içindeler. İkinci kedi alma deneyiminin bana öğrettiği şey: iki kedinin anlaşması zaman alır. Hızlı beklemek hayal kırıklığı yaratır. Ama sabırla yönetilirse iki kedi sahibi olmak gerçekten iki kat keyifli.