Sanat koleksiyoncusu gerçeği, koleksiyonculuk pratiğinin kamuoyuna nasıl sunulduğuyla pratikte nasıl işlediği arasındaki mesafeye bakıldığında ortaya çıkıyor. Koleksiyonculuk çoğunlukla sanata derin bağlılığın ve kültürel katkının ifadesi olarak çerçeveleniyor. Büyük ölçekli koleksiyonların finansal işleyişi ise farklı bir tablo sunuyor. Sanat koleksiyoncusu gerçeği tartışılırken öne çıkan iki boyut var. Birincisi: Büyük koleksiyonların önemli bir kısmı vergi optimizasyonu aracı olarak işliyor. Sanat eseri bağışları, piyasa değeriyle değerlendirilen vergi indirimine konu olabiliyor; üstelik bazı durumlarda bu değer, gerçek piyasa fiyatının üzerinde belirleniyor. İkincisi: Belirli sanatçıları finanse eden koleksiyoncular aynı zamanda o sanatçıların piyasa değerini şekillendiriyor; bu hem çıkar çatışması hem de piyasa manipülasyonu sorusu doğuruyor. Bu tablo koleksiyonculuğun değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Sanatçıları finanse eden, eserlerin korunmasına katkı sağlayan ve kamu kurumlarıyla ortaklık kuran koleksiyoncuların kültürel katkısı gerçek. Sanat koleksiyoncusu gerçeği, bu katkının şeffaf bir biçimde tartışılması ve çıkar ilişkilerinin açıkça tanınması gerektiriyor. Koleksiyonculuk efsanesi değil, koleksiyonculuğun gerçek dinamikleri üzerine konuşmak, sanat piyasasını daha sağlıklı bir zemine taşır.