Kadın halter deneyimim bir cesaret anıyla başladı. Yıllardır salona gitmeyi düşünüyordum. Hep bir engel çıkıyordu; zamanım yoktu, para verip gidemezdim, ne yapacağımı bilmiyordum. Bir gün hepsini bir kenara bıraktım ve kapıdan girdim. İlk antrenman gününde ne hissettim? Kaybolmuşluk. Herkes bir şeyler yapıyordu, ağırlıklar kaldırılıyordu, makineler çalışıyordu. Ben kapıda duruyordum. Antrenör beni karşıladı, gezdi, anlattı. Biraz rahatladım. Kadın halter deneyiminin en şaşırtıcı yanı, ağırlıkların yanında erkeklerin çoğunlukta olduğu alandı. Başta garip hissettim. Bakışlar. Gerçek mi yoksa kuruntumu olduğunu bilmiyordum. Ama üçüncü haftada bu his azaldı. Herkes kendi hedefinde. İkinci ayda ilk büyük hayal kırıklığım geldi. Programım vardı, düzenli gidiyordum ama aynada hiçbir şey değişmemişti. Antrenörüm "sabır" dedi. Kadın halter deneyimindeki en büyük zihinsel engel bu: görünür sonuç için beklemek. Üçüncü ay bir şey fark ettim: sandalyeleri taşımak kolaylaşmıştı. Alışveriş torbalarını tek elde taşıyabiliyordum. Aynada değil, günlük hayatta hissediyordum değişimi. Bu his çok daha güçlüydü. Altıncı ayın sonunda salone gitmek alışkanlık olmuştu. Kadın halter deneyiminin bu noktasında artık hangi egzersizi yapacağımı biliyorum, doğru form ne demek anlıyorum. En büyük dönüşüm bedende değil, kendine güvende oldu. Salondan çıktıktan sonra günün geri kalanına farklı yaklaşıyorsunuz. Bu his anlatması zor ama yaşanınca anlaşılıyor.