Zerdeçal eklem ağrısı üzerindeki etkisi, doğal takviye alanında en çok araştırılan ve en çok abartılan konuların başında geliyor. Mutfak geleneğinden akademik literatüre uzanan ilgi, gerçek ama sınırlı bir kanıt tabanı oluşturmuş durumda. Zerdeçalın aktif bileşeni olan kurkumin, hem antiinflamatuar hem de antioksidan özelliklere sahip. Siklooksijenaz-2 (COX-2) enzimi üzerindeki etkisi, ibuprofen gibi NSAİ ilaçlarla karşılaştırmalı bazı çalışmalarda gündeme geldi. Özellikle osteoartrit hastalarında ağrı ve fonksiyonel kısıtlama üzerinde olumlu etkiler bazı randomize kontrollü çalışmalarda belgelenmiş. Ancak bu çalışmaların büyük bölümü küçük örneklem boyutu, kısa takip süresi ve metodolojik tutarsızlıkla eleştiriliyor. Zerdeçal eklem ağrısı ilişkisinin önündeki en büyük engellerden biri biyoyararlanım. Kurkumin, bağırsaktan düşük oranda emiliyor ve karaciğerde hızla parçalanıyor. Bu nedenle standart zerdeçal tozu veya kapsülünün etkinliği sınırlı. Piperinden birlikte alım (karabiber özütü), biyoyararlanımı belirgin biçimde artırıyor. Lipid bazlı formülasyonlar ve fitozomal kurkumin preparatları da bu sorunu ele alan yaklaşımlar arasında. Zerdeçalın eklem üzerindeki etkisini değerlendirirken yalnızca ağrı azaltmaya bakmak yeterli değil. Uzun vadeli doku koruyucu etki (kartilaj dejenerasyonunu yavaşlatma) teorik olarak daha ilgi çekici ama bu alanda insan çalışmalarından elde edilen veriler oldukça kısıtlı. Gıda olarak tüketilen zerdeçal ise takviye formatından farklı bir hesap. Hintlilerin yüzyıllardır ağırlıklı biçimde tükettiği bu baharat, gıda miktarlarında antiinflamatuar yük oluşturabilir. Ama bu birikim için düzenlilik ve tutarlılık şart; fırsatçı kullanım anlamlı etki üretmiyor. Zerdeçal eklem ağrısı tartışması değerlendirildiğinde şunu söylemek mümkün: Mevcut kanıtlar, zerdeçalı eklem ağrısında yan etkisiz ve ucuz bir destekleyici opsiyon olarak makul kılıyor. Ama var olan ağrı kesici tedavilerin yerine geçen birincil çözüm olarak sunmak, literatürün ötesine geçmek demek.