Beş yıl boyunca lise öğretmenliği yaptım. Sabah yedide okuldaydım, akşam saat altıya kadar. Ders hazırlığı, sınav değerlendirmesi, veli toplantıları. Mesleği seviyordum ama bir noktada kendime şunu sormaya başladım: bunun için mi büyüdüm? Öğretmenden teknoloji sektörüne geçiş fikri aklıma düştüğünde ilk içgüdüm güldüm. Bilgisayar bölümünden mezun değildim. Teknoloji sektörü sertifikasyon, yazılım dili, uzmanlık demekti. Bende bunlar yoktu. Öğretmenden teknoloji sektörüne geçiş için araştırmaya başladım. Eğitim teknolojisi şirketlerinin öğretmen geçmişine değer verdiğini fark ettim, kullanıcı deneyimi, pedagoji, içerik tasarımı. Belki doğrudan geçiş değil, yan bir kapı vardı. Bir yıl boyunca yan çalıştım. Akşamları kurslar, hafta sonları portföy projeleri. Öğretmenlik devam ediyordu, yeni hayat inşaatı da. Yorucuydu ama bu sefer hangi yöne gittiğimi biliyordum. İlk iş görüşmesi red geldi. İkincisi de. Üçüncüde bir eğitim teknolojisi şirketiyle görüştüm. Öğretmenlik deneyimim "artı" değil, "ayrıştırıcı" oldu, rakip adaylardan farklılaştıran şey oldu. Öğretmenden teknoloji sektörüne geçişin en zorlu kısmı başkalarını değil, kendimi ikna etmekti. Beş yıllık kariyeri bırakmak, belirsizliğe adım atmak. Ama öğretmenlikte öğrendiğim en değerli şeyi fark ettim: insanlara zor şeyleri anlaşılır kılmak. Bu beceri sadece sınıfta değil, her yerde işe yarıyor.