Hukuki çeviri terminolojisi, herhangi bir çeviri pratiğinin en kırılgan halkasını oluşturur. Kaynak sistemin kavramsal çerçevesini hedef sistemin hukuki gerçekliğiyle eşleştirme girişimi, çoğu zaman tam eşdeğerliğin yapısal imkânsızlığıyla yüzleşmeyi gerektirir. Common law sistemine özgü "trust", "estoppel" ya da "consideration" kavramlarının kıta Avrupası hukuku bağlamında karşılık bulamaması, bu sorunun en çarpıcı örneklerini sunar. Standardizasyon çalışmaları açısından terminoloji yönetimi iki katmanda ele alınmalıdır: makro düzeyde kurumlar arası terminoloji uyumu ve mikro düzeyde proje bazlı terim tabanı tutarlılığı. Avrupa Birliği bünyesindeki çeviri birimlerinin terminoloji veritabanları, makro uyumun işlevsel bir modelini sergiler; ancak ulusal hukuk sistemlerindeki kavramsal sapmaları tam anlamıyla gideremez. Hukuki çeviri terminolojisi açısından en kritik metodolojik tercih, eşdeğerliğin derecesini belirlemektir: tam eşdeğer, kısmi eşdeğer, işlevsel eşdeğer ya da hiçbir eşdeğeri olmayan kavramlar için sırasıyla farklı çeviri stratejileri devreye girer. Tam eşdeğerin bulunduğu durumlarda doğrudan aktarım yeterlidir; kısmi ya da işlevsel eşdeğerlerde köşeli parantez içinde kısa açıklama zorunlu hale gelir; eşdeğersiz kavramlarda ise kaynak dildeki terim korunarak dipnot veya bir açıklama tablosuyla desteklenir. Proje düzeyinde terminoloji standardizasyonu için terim tabanı (termbase) kullanımı artık endüstri standardı sayılmaktadır. Her terimin kaynak dildeki biçimi, hedef dildeki karşılığı, bağlamı, hukuki sistemi ve onay durumu ayrı ayrı kayıt altına alınmalıdır. Bu yapı, ekip içi tutarlılığı sağlarken kalite güvencesi denetimlerini de büyük ölçüde hızlandırır. Terminoloji standardizasyonu ihmal edildiğinde ise aynı belge içinde aynı kavramın farklı biçimlerde çevrilmesi kaçınılmaz olur ve bu durum, hukuki metinlerde yoruma açık belirsizlikler doğurabilir.