Kimyasalsız ürün iddiası, ürün ambalajlarında ve reklam metinlerinde sıklıkla karşılaşılan ifadelerden biridir. "Kimyasal içermez", "kimyasal katkısız", "tamamen kimyasalsız", bu ifadeler güven yaratmak amacıyla kullanılır. Fakat kimya bilgisi açısından bakıldığında, kimyasalsız ürün iddiası bir paradoksdur. Kimyasalsız ürün iddiasının temelindeki hata şudur: evrendeki her madde kimyasallardan oluşur. Su bir kimyasaldır (H₂O). Oksijen bir kimyasaldır. Tuz bir kimyasaldır. Limon suyu onlarca farklı kimyasal bileşik içerir. Dolayısıyla gerçek anlamda kimyasal içermeyen bir ürün üretmek mümkün değildir; böyle bir şey yoktur. Peki bu iddia ne demek istiyor? Genellikle "sentetik kimyasal içermez" ya da "endüstriyel katkı maddesi içermez" anlamında kullanılır. Bu ayrım daha anlamlıdır; fakat sorun, "doğal" kimyasalların da zararlı olabileceği gerçeğini görmezden gelmesidir. Doğal kimyasal güvenlik yanılgısı ile kimyasalsız ürün iddiası birbirini besleyen iki yanılgıdır. Bu retorik neden işe yarar? Çünkü halk arasında "kimyasal" kelimesi zararlı, toksik ve yapay çağrışımlar taşır. Kimyasalsız ürün iddiası bu kelimeyi bir korku tetikleyicisi olarak kullanır ve ürününü bu korkudan uzak olarak konumlandırır. Bu pazarlama stratejisi bilimsel okuryazarlık eksikliğinden beslenir. Bilinçli tüketici olarak şu soruyu sormak daha anlamlıdır: ürünün içerdiği spesifik bileşikler nelerdir, bu bileşikler hangi konsantrasyonlarda bulunuyor, ve bu bileşenler için ne tür güvenlik değerlendirmeleri yapılmıştır? "Kimyasalsız" etiketi bu soruların hiçbirini yanıtlamaz.