Kimya eğitimi sorunları arasında en kronik olanı ezberciliktir. Türk lise öğrencileri kimya dersine girdiğinde genellikle şunu öğrenir: hangi formülü, hangi soruda, nasıl uygulayacaklarını. Formülün nereden geldiği, neden işe yaradığı, hangi koşullarda çöktüğü müfredata çoğunlukla sığmaz. Kimya eğitimi sorunlarının kökeninde sınav odaklı sistem yatar. Çoktan seçmeli sınavlar belirli tipte soruları çözdürür; bu sorular da belirli formül uygulamalarını ölçer. Öğrencinin gerçek anlamda kimyayı kavrayıp kavramadığı test edilmez çünkü kavramsal anlayış bu format için uygun değildir. Sistem kısa devre yapar: öğret-sına-geç döngüsü devam eder, anlayış hayata geçmez. Bu sorunun somut yansıması üniversitede ortaya çıkar. Kimya mühendisliği, eczacılık veya biyoloji bölümlerine geçen öğrenciler, lise kimyasını yüksek notla geçmiş olsalar da temel kavramları yeniden öğrenmek zorunda kalır. Mol hesabının ne anlama geldiğini, denge sabitinin neden koşullara bağlı olduğunu, asit-baz tepkimelerinin gerçek hayatta nasıl görüldüğünü sormak, pek çoğunu şaşırtır. Kimya eğitimi sorunlarına yönelik alternatif yaklaşımlar ezberi değil, kavramsal anlamayı hedefler. Neden sorusunu cevaplayan öğretim; formül uygulamadan önce fenomeni gözlemleyen deney tasarımı; "bu kavram hayatta nerede işe yarar" sorusunu içerik bağlamına katan ders planları. Bu değişiklikler müfredat revizyonu gerektirdiği kadar sınav sisteminin de dönüşümünü zorunlu kılar. Ezberci kimya eğitiminin ürettiği nesil kimyayı kullanmaz, unutur. Anlayışa dayalı eğitimin ürettiği nesil ise kimyayı bir araç olarak taşır.