Kentsel dönüşüm estetik sorunları, Türkiye'nin büyük şehirlerinde giderek daha belirgin bir hal almaktadır. Yıkılıp yeniden yapılan mahalleler, çoğu zaman güvenlik standartlarını karşılıyor olsa da estetik açıdan mahalle kimliğini yok eden bir sonuç doğurmaktadır. Kentsel dönüşüm estetik sorunlarının temelinde, tasarım kararlarının mimar yerine müteahhit tarafından alınması yatmaktadır. Hızlı teslim ve maksimum kat çıkma baskısı altında üretilen yapılar, tek tip cephe kaplamaları, standart balkon tasarımları ve birbirinden ayırt edilemeyen bloklar halinde şehre eklenmektedir. Bunun sonucunda semtler, kim olduğunu unutmuş mekânlara dönüşmektedir. Estetik yalnızca görsel bir mesele değildir; mekânın insan psikolojisi üzerinde doğrudan etkisi vardır. Araştırmalar, monoton kentsel çevrelerin stres düzeyini artırdığını ve mahalle aidiyetini zedelediğini göstermektedir. Bir bölgeyi yaşanılır kılan yalnızca bina güvenliği değil, aynı zamanda o bölgenin kendine özgü karakteridir. Proje onay süreçlerinde estetik değerlendirme neredeyse hiç yer almamaktadır. Belediyeler yapı ruhsatlarını ağırlıklı olarak statik ve yangın güvenliği kriterlerine göre vermekte; mimarî kalite değerlendirme kapsamı dışında kalmaktadır. Avrupa'nın başarılı kentsel dönüşüm örneklerinde mimari rehber ilkeler zorunlu tutulmakta, belediye mimar komiteleri tasarımları incelemekte ve kamusal açık alanlara yatırım yapılmaktadır. Türkiye'de de bu tür mekanizmaların hayata geçirilmesi, kentsel dönüşümü yalnızca güvenli değil aynı zamanda yaşanmaya değer mekânlar üretir hale getirecektir.