Örtük açık dil öğrenme ayrımı, ikinci dil edinimi araştırmalarının en temel tartışmalarından birini oluşturur ve hem kuramsal hem de pedagojik sonuçları nedeniyle önemini korur. Bu ayrım, bireyin dil örüntülerini farkında olmadan mı (örtük/implicit) yoksa bilinçli bir kural öğrenimi süreciyle mi (açık/explicit) edindiği sorusunu merkeze alır. Örtük öğrenme, çevreye maruz kalma ve tekrarlı deneyim yoluyla gerçekleşen, kaydedilen kurala ilişkin farkındalık gerektirmeyen bir bilgi edinme biçimidir. Bebeğin anadilini öğrenmesi bunun prototipidir; ancak ikinci dilde de örtük öğrenmenin işlev gördüğü bilinmektedir. Deneysel paradigmalar arasında yapay gramer öğrenme görevleri (artificial grammar learning), dizi öğrenme görevleri (serial reaction time task) ve bağlamsal örtük öğrenme çalışmaları bu süreci laboratuar koşullarında incelemek için kullanılır. Açık öğrenme ise hipotez oluşturma, kural formülasyonu ve bilinçli dikkat tahsisini gerektiren bir öğrenme biçimidir. Dilbilgisi öğretiminin büyük bölümü açık öğrenme modalitesinde konumlanır: Kuralı öğren, uygula, pratikte pekiştir. Örtük açık dil öğrenme araştırmaları, bu bilinçli kural bilgisinin gerçek iletişimde ne ölçüde kolaylaştırıcı işlev gördüğünü sorgular. Krashen'in Edinim-Öğrenme Hipotezi, örtük açık dil öğrenme ayrımının ikinci dil edinimi yazınındaki en tartışmalı formülasyonudur. Krashen'e göre edinim (acquisition, örtük süreç) ve öğrenme (learning, açık süreç) birbirinden temelden ayrı ve içerinin birbirini desteklemediği iki mekanizmadır. Monitor Hipotezi, açık öğrenilenin yalnızca üretim hataları için bir denetleyici (monitor) olarak kullanılabileceğini ileri sürer. Bu tez sertçe eleştirilmiştir: R. Ellis, N. Ellis ve diğerleri, örtük ve açık bilginin birbirini dönüştürebildiğine ilişkin kanıtlar sunmuştur. Nörogörüntüleme çalışmaları, örtük açık dil öğrenme ayrımının nöral temellerine ışık tutmaktadır. Açık öğrenme prefrontal korteks aktivasyonuyla ilişkilendirilirken; örtük örüntü öğrenmesi bazal gangliyonlar ve serebellum ağlarıyla daha güçlü bağlantı sergiler. Uzun süreli pratiğin bir beceriyi açık kontrolden örtük otomatikliğe taşıması, prosedürleştirme (proceduralization), bu nöral geçiş analizlerinin temel konularından birini oluşturur. Pedagojik sonuçlar açısından, örtük açık dil öğrenme araştırmaları biçim odaklı öğretim (form-focused instruction) tartışmasını doğrudan etkiler. Form odaklı öğretim ne zaman, ne ölçüde ve hangi biçimlerde uygulanmalıdır? Yoğun maruz kalma (comprehensible input) ile açık dilbilgisi öğretiminin optimal bileşimini belirlemek, bu araştırma programının uygulamaya dönük en kritik sorusudur. Mevcut kanıtlar, açık öğretimin belirli karmaşık yapılar için ivme kazandırıcı bir işlev gördüğünü; ancak örtük maruz kalmanın otomatikleştirme için vazgeçilmez kaldığını göstermektedir.