Okul sıralarında periyodik tablo denilince çoğu öğrencinin gözü kaymaya başlar. Ama periyodik tablo elementler açısından rastgele bir liste değil, son derece sistematik bir düzen. Bu düzeni kavramak, kimyayı çok daha anlaşılır kılar. Periyodik tablo elementler, atom numarasına göre sıralanmış ve aralarındaki kimyasal ilişkilere göre düzenlenmiştir. Rus kimyacı Dmitri Mendeleyev 1869'da bu düzeni ilk ortaya koyduğunda, henüz keşfedilmemiş elementlerin özelliklerini bile tahmin edebildi. Bu, periyodik tablonun sadece bir liste değil, öngörü gücü olan bir araç olduğunu kanıtladı. Periyodik tablonun temel mantığını anlayabilmek için iki boyutuna bakmak gerekir: **Periyotlar (yatay satırlar):** Her satır bir periyodu temsil eder. Aynı periyottaki elementlerin elektron katman sayısı aynıdır. Satırın solundan sağına gidildikçe atom numarası artar ve elementlerin özellikleri belirli bir düzende değişir: metalden yarı-metale, oradan ametale geçiş. **Gruplar (dikey sütunlar):** Aynı sütundaki elementler, benzer kimyasal davranışlar sergiler. Bu benzerliğin sebebi, dış elektron katmanındaki elektron sayısının aynı olmasıdır. Periyodik tablo elementler içinde en sağdaki grup olan soy gazlar (helyum, neon, argon...) neredeyse hiçbir şeyle tepkimeye girmez; dış katmanları doludur. En soldaki alkalin metaller ise tam tersine son derece reaktiftir. Bloklar: Periyodik tablo elementler s, p, d ve f bloklarına ayrılır. Bu bloklar, valans elektronlarının hangi orbital türünde yer aldığını gösterir. Geçiş metalleri d-bloğunda; lantanitler ve aktinidler ise f-bloğunda yer alır. Periyodik tablonun güzelliği şurada: bir elementin tablodaki konumuna bakarak, onun oda sıcaklığında katı mı sıvı mı gaz mı olduğunu, iyi bir iletken mi yoksa yalıtkan mı olduğunu, hangi tür bağlar kuracağını hakkında çok şey söyleyebilirsiniz. Periyodik tablo elementler için hem katalog hem de öngörü haritasıdır.