Bootstrapping girişim hikâyemi anlatmak için başa gitmek gerekiyor: hiç param yoktu. Gerçekten yok. Banka hesabımda büyük bir boşluk, fikrimin içinde büyük bir potansiyel. Dış yatırım almak istedim. Bazı görüşmeler yaptım. Sonuç gelmedi. Ya duracaktım ya da kendi imkânlarımla başlayacaktım. Bootstrapping girişim kararı mantıkla değil, başka çarem kalmadığı için geldi. Bu dürüst bir itiraf. Para olmadan ne yapılır? Önce ne yapılmaz ona baktım. Ofis olmaz, ekip olmaz, büyük reklam olmaz. Peki ne olabilir? Hizmet, kendi zamanım ve becerilerim. İlk müşterileri küçük tutmak şarttı. Büyük projeleri almaya çalışmak yerine, ödeme garantisi olan küçük işlere odaklandım. Her tamamlanan iş, bir sonraki için hem referans hem nakit oldu. Bootstrapping girişimin en zor yanı, büyüme hızı. Yatırım alan şirketler hızla ölçekleniyor. Ben yavaş ilerledim. Bu yavaşlık bazen hayal kırıklığı yarattı. Ama şunu öğretti: Her karar tutumlu olmak zorunda. Her masraf gerekli mi diye soruyorsun. Bu disiplin ileride çok işe yaradı. Parasız büyümek, para yönetmeyi öğretmenin en etkili yolu. Üç yıl sonra küçük ama kârlı bir iş var. Hiçbir zaman dışarıya borçlu kalmadım. Bu özgürlük paha biçilmez.