Siyasi çeviri manipülasyonu, en tehlikeli çeviri sorunu kategorisine girer. Bir konuşmanın ya da belgenin çevirisinde yapılan küçük tercihler, kamuoyunun algısını köklü biçimde değiştirebilir. Ve en rahatsız edici soru şudur: Bu hatalar ne zaman gerçekten kazaradır, ne zaman kasıtlıdır? Uluslararası basında defalarca gözlemlendi: Bir liderin söylediği sözcük "tehdit" olarak da "uyarı" olarak da çevrilebilir. "Saldırı" mı, "müdahale" mi? "Militanlar" mı, "savaşanlar" mı? Bu kelime tercihleri salt dilbilgisel değil, ideolojik seçimlerdir. Siyasi çeviri manipülasyonu tam da bu seçimlerin sistematik biçimde kullanılmasıyla gerçekleşir. Çevirmenin bağlı olduğu yayın organının editorial çizgisi, bu tercihleri doğrudan etkiler. Devlet medyası kendi çıkarlarına uygun çevirileri kanonlaştırırken, bağımsız gazeteciler bazen farklı versiyonlar sunar. Okuyucu hangi versiyona güveneceğini bilemez. Siyasi çeviri manipülasyonunun bir diğer boyutu, kasıtlı bağlam çıkarmadır. Bir cümleyi paragrafından kopararak çevirmek, anlamı kökünden dönüştürebilir. Bu teknik hem dezenformasyon kampanyalarında hem de siyasi polemiklerde aktif olarak kullanılıyor. Çözüm öncelikle şeffaflıktan geçiyor. Çeviri tercihlerinin açıklanması, alternatif yorumların sunulması ve bağımsız çeviri denetim mekanizmalarının geliştirilmesi, siyasi çeviride hesap verebilirliği artırır. Okuyucuların da birden fazla kaynaktan çeviri karşılaştırması yapma alışkanlığı kazanması gerekiyor.