Filografi öğrenmek diye bir şeye sıfırdan başlamak garip bir his. Çevrenizde bu sanatı bilen biri yok, soran biri yok, hatta adını çoğu kişi bilmiyor. Tahta zemine çivi çakıp ipler gererek geometrik veya figüratif desenler oluşturmak, bunu altı ay boyunca denedim ve dürüst bir değerlendirme sunayım. Filografi öğrenmek için ilk hafta elimde sadece iki şey vardı: küçük bir başlangıç kiti ve çevrim içi videolar. Çiviler eğri giriyor, ipler düzgün gerilmiyor, tasarım planladığım gibi çıkmıyordu. O haftalar bana doğru araç kalitesinin ne kadar önemli olduğunu öğretti. Ucuz set gerçekten ucuz sonuç veriyor. İkinci ayda çivi çakma ritmini buldum. Parmak ucunda hissedilen o güvenli baskı, tahta yüzeyin verdiği ses, bunlar içgüdüsel hale geldi. Filografi öğrenmek aslında ellerin öğrenmesi. Kafa ne yapacağını biliyor ama eller uyguluyor, ve eller için tekrar şart. Bir süre sonra kendi tasarımlarımı çizmeye başladım. Başkasının şablonunu değil, benim kafamdakini. Bu an filografi öğrenmek sürecinin en tatmin edici noktasıydı. Yaratıcılık teknik kontrolü geçince hobinin anlamı derinleşiyor. Altı ayın ardından görüşüm şu: filografi öğrenmek sabır isteyen, görece yavaş ilerlenen ama çok tatmin edici bir sanat. Aceleye gelmiyor. Ama sabah erken saatte ya da akşam sessizliğinde, o tahta ve iplerle baş başa kalmak bana beklenmedik bir huzur veriyor.