Günlük müzik pratiği kararını bir sene önceki kasım ayında aldım. Neden o gün? Çünkü tekrar vazgeçmiştim. Üç aydır tutarlı çalışmıştım, sonra bir hafta atladım, iki hafta atladım, durup baktığımda keman çalmamışım altı haftadır. Bu sefer kural koydum: her gün, en az on beş dakika. On beş dakika komik görünüyor ama bu eşiği tutmak, bir saat hedefini tutmaktan daha kolaydu. Ve bir saat yerine on beş dakika çaldım mı, çoğunlukla devam ettim. Günlük müzik pratiğinin ilk ayı fark edilir değişiklik yok. Bunu söylüyorum çünkü motivasyon bu dönemde güçlü değil. Devam etmek için motivasyon gerekmez, sistem gerekir. "On beş dakika çal" kuralı sistem oldu. İkinci ayda parmak pozisyonlarım oturdu. Üçüncü ayda hız çalışması ilerlenmeye başladı. Altıncı ayda iki ay önce gidemediğim bir pasaj çalabiliyordum. Yılın sonunda şunu fark ettim: günlük müzik pratiği kalite artışından çok birikim yarattı. Her gün keman tutmak, enstrümanla ilişkiyi farklı kılıyor. O ilişki içselleşti. Pratik zorunluluk olmaktan çıkıp alışkanlık oldu. En kötü günlerim? Yorgun, isteksiz, sadece on beş dakika yapıp durduğum günler. Bunları saydım, yirmi üç tane. Ama durdurmadım. Günlük müzik pratiği bana müzikten başka bir şey de öğretti: bir şeye tutunmak nasıl bir his. Küçük tutarlılık büyük değişim yaratıyor.