Ocak ayının ilk haftasında bir karar verdim: bir ay boyunca sıfır atık başlangıç denemesi yapacaktım. Ne kadar zor olabileceğini düşünmüyordum açıkçası. Sonuçta çöpü azaltmak basit bir şey gibi görünüyordu. Yanılmışım. İlk gün markete gittim ve alışkanlıkla plastik torbalara uzandım. Kendimi durdurmak için fiziksel bir çaba harcamam gerekti. Bez çantamı almayı unutmuştum. Geri döndüm, bez çantayı aldım, markete tekrar girdim. Bu küçük an bile bana ne kadar otomatik pilot üzerinde yaşadığımı gösterdi. Birinci hafta en zorlu haftaydı. Alıştığım ambalajlı ürünlerin neredeyse tamamı listeden çıkmıştı. Peynir almak istedim, açık peynir satan yer bulmak için üç farklı marketi dolaştım. Yoğurt için cam kavanoz kullanan marka aramak ayrı bir macera oldu. Sıfır atık başlangıç aşamasında en büyük engelin market alışkanlıklarımız olduğunu o hafta anladım. Onuncu günde küçük bir krize girdim. Çok yorgundum, bir hazır yemek paketi almak istedim. Elimde tutuyordum paketi, plastik ambalajına bakıyordum. Koydum geri. Evde kalan makarnayı haşladım. Ama içim buruk kaldı; bu sadece çevre meselesi değildi artık, motivasyonumu korumak da bir mücadeleydi. İkinci haftadan itibaren işler kolaylaşmaya başladı. Hangi dükkanın ne sattığını öğrenmek alışkanlık hâline geldi. Komşumun bahçesinden sebze aldım, ambalajsız unlu mamul satan bir fırın keşfettim. Sıfır atık başlangıç sürecinde en büyük keşfim bu oldu: çevrendeki insanlar ve mekânlar aslında seçenekler sunuyor, sen fark etmiyorsun. Otuzuncu günün sonunda çantama baktım. Dört haftanın atığı bir avuç kadar şeydi: birkaç plastik etiket, eczaneden gelen blister ambalaj, bir metal kapak. Gerçek anlamda sıfır değil ama yakını. Bu görüntü bana aylardır büyük poşetler dolusu çöp çıkardığımı düşündürdü. Sıfır atık başlangıç için en önemli öğrendiğim şeyler şunlar oldu: Mükemmeli bekleme, başla. Neyi değiştiremeyeceğini kabul et ama neyi değiştirebileceğini küçümseme. Alışveriş listeni önceden yap, markete hazırlıksız girme. Ve bu yolculuğu yalnız yapma; etrafındaki bir kişiyi bile dahil etmek her şeyi kolaylaştırıyor. Otuz gün bitti ama durduramadım. Beşinci haftaya girdim ve hâlâ devam ediyorum.