HARKing araştırma etiği tartışmalarında, adını pek az kişinin duyduğu fakat pratikte yaygın biçimde karşılaşılan bir problemi tanımlar: Hypothesizing After Results are Known, yani sonuçları gördükten sonra hipotez oluşturmak. HARKing araştırma etiği açısından neden sorunludur? Bilimsel yöntemin temel mantığı şöyledir: önce hipotez kur, sonra veri topla, sonra hipotezin doğrulanıp doğrulanmadığını gör. Bu sıra bozulduğunda, araştırmacı hangi sonuçların anlamlı olduğunu önceden bilir ve hipotezi o sonuçlara uydurur. Yayımlanan makale sanki hipotez baştan kurulmuşmuş gibi yazılır. Okuyucu ne göreceğini bildiği için gelen bulgular güçlü istatistiksel destek bulur, çünkü hipotez zaten verinin üzerine oturmuştur. HARKing araştırma etiği açısından bu durum yanıltıcıdır çünkü p-değerleri artık geçerliliğini yitirir. İstatistiksel anlamlılık testi bir hipotezi önceden belirleyip tesadüf varsayımını sınamanız üzerine kuruludur. Sonuçları gördükten sonra uydurulan hipotezde bu varsayım çöker; p=0.04 bulgusu artık %5 hata olasılığını ifade etmez, çünkü hipotez seçim süreci bu olasılığı dramatik biçimde artırır. Sosyal baskılar bu pratiği besler: dergiler anlamlı bulgular yayımlar, anlamsız bulgular çekmecede kalır. Araştırmacı kariyer baskısı altında anlamlı sonuç üretmek zorunda hisseder. HARKing bu baskıya verilen bir "çözüm"dür; fakat bilimsel bilgi birikimine zarar verir. Alternatifler mevcuttur. Çalışma öncesi kayıt (pre-registration) araştırmacının hipotezini ve yöntemini veri toplamadan önce kamuya açık bir sistemde tescil etmesini sağlar. Bu uygulama HARKing'i mümkün kılmaz çünkü orijinal hipotez kayıtlıdır. Ciddi dergiler bu pratiği teşvik etmeli, hatta zorunlu kılmalıdır.