Katı gıdaya geçiş deneyimim tam olarak altıncı ayda başladı. Pediatrist "hazır" demişti ama ben hâlâ hazır değildim. Mutfak masasına oturttum bebeğimi, küçük bir kaşıkla armut püresi önüne koydum. Baktı. Eline aldı. Yüzüne sürdü. Bir damla ağzına girdi, yüzünü ekşitti. Güldüm. Katı gıdaya geçiş deneyiminin ilk anı buydu. O hafta her gün bir öğün denedim. Sebze püresi, meyve püresi, tahıllı karışımlar. Bebeğim bazılarını yedi, bazılarını itmedi ama az yedi, bazılarını tamamen reddetti. Katı gıdaya geçiş deneyimimin en zorlu anı erik püresiyle geldi. Yedirmeye çalışırken bebek o kadar yüzünü çevirdi, ağladı, başını eğdi ki vazgeçtim. Bir hafta sonra tekrar denedim. Bu sefer az da olsa kabul etti. Üçüncü haftada seve seve yedi. O noktada anladım: Katı gıdaya geçiş deneyimi sabır oyunu. Reddetmesi normal, küçük porsiyonlar vermek doğru, aynı gıdayı defalarca denemek gerekiyor. Su konusunda da yanıldım. "6. aydan itibaren su verilir" demiştim ama bebek suyu sürekle geri tükürdü. Küçük yudumlarla, masada yemekle birlikte sunmayı öğrendim. Katı gıdaya geçiş deneyiminde su alışkanlığı da ayrı bir süreçti. Dördüncü ayın sonunda bebeğim artık küçük parçalı yumuşak gıdalara geçmişti. Elimi sıkmıştı demeyeyim, ama elleriyle yemeğe uzanması ilk kez beni gerçekten heyecanlandırmıştı. Katı gıdaya geçiş deneyiminin özeti şu: Her bebek farklı hızda ilerliyor. Kıyaslamayı bırakın, kendi bebeğinizin ipuçlarını okuyun.