Onkoloji alanındaki bir akademik dergi, kahve karaciğer kanseri ilişkisini büyük ölçekli bir kohort verisiyle inceleyen yeni bir çalışmayı yayımladı. Yaklaşık seksen bin katılımcıyı kapsayan ve on yılı aşkın süre boyunca izlemeye dayanan araştırma, düzenli kahve tüketiminin karaciğer kanseri insidansında azalmayla anlamlı biçimde ilişkili olduğunu buldu. Kahve karaciğer kanseri verilerine göre günde üç ile dört fincan kahve tüketen bireylerde karaciğer kanseri görülme sıklığı, kahve içmeyenlere kıyasla yüzde otuz ile kırk arasında daha düşük çıktı. Bu ilişki, hem kafeinsiz hem de kafeinli kahve tüketenlerde gözlemlendi; bu durum, koruyucu etkinin kafeinden değil kahvedeki başka bileşenlerden kaynaklandığını düşündürüyor. Kahve karaciğer kanseri bağlantısının mekanizmasına ilişkin araştırmacılar birkaç hipotez öne sürüyor. Kahvedeki klorjenik asit ve diğer polifenoller, oksidatif stresi azaltma ve inflamasyonla ilişkili karaciğer fibrozunu yavaşlatma kapasitesine sahip görünüyor. Ayrıca kahvenin karaciğer enzim profili üzerindeki etkileri de inceleniyor. Türk tıp camiası ve gastroenteroloji uzmanları, bulguları temkinli bir perspektifle değerlendiriyor. Gözlemsel çalışmaların nedensellik ilişkisi kurmakta yetersiz kaldığını ve kahvenin koruyucu etkiyi doğrulamak için kontrollü klinik deneylerin gerekirliğini vurguluyorlar. Özellikle mide rahatsızlığı veya asit reflü sorunu olan bireylerin kahve tüketimini artırmadan önce doktorlarına danışmaları öneriliyor. Sonuçların ne anlama geldiğini halk sağlığı açısından değerlendiren epidemiyologlar, tek bir besinin kanser riskini belirlemediğini; genel yaşam tarzı ve beslenme düzeninin bütününün önemli olduğunu hatırlatıyor.