Adobe Illustrator öğrenmek deyince kafamda "geçiş" kelimesi vardı. Başka bir program kullanıyordum, ona benzer olacak, kısa sürede alışırım. İlk gün Illustrator'u açtım. Araç çubuğuna baktım. Bazıları tanıdık, bazıları yabancı. Kalem aracını denedim, tam anlayamadım, bezier eğrileri farklı çalışıyordu. Eskisi gibi değildi. Adobe Illustrator öğrenmek için bir şeyi kabul etmek gerekti: on yıllık alışkanlığı bırakmak. Sağ tık menüsü farklı yerde, kısayollar farklı, katman yönetimi farklı. Her seferinde "eskisinde neredeydi" diye düşündüm. Bu düşünce beni yavaşlatıyordu. Bir hafta sonra kararı aldım: eski programı tamamen kapıyorum. Çalışmam yavaşlayacak, işler daha uzun sürecek, kabul ettim. Ama her işi Illustrator'da yapmak zorundaydım, yoksa eski programa geri dönmek refleks haline gelecekti. Adobe Illustrator öğrenmek sürecinde en çok değişen şey vektör mantığını yeniden kurmak oldu. Renk sistemleri, görünüm paneli, semboller, bunlar farklı çalışıyordu ve bunu benimsemek zaman aldı. Üç ay sonra Illustrator'da ciddi şekilde verim alabilir hale geldim. Ama o üç ay acı vericiyi andırdı. On yıllık kasın sıfırlanması gibi. Geçiş dönemini atlamamın yolu yoktu, yalnızca geçmek vardı.