Absürd tiyatro gerçekçi tiyatro dil karşılaştırması, sahne metninin anlam kurmadaki rolünü iki köklü farklı yaklaşım üzerinden değerlendiriyor. Gerçekçi tiyatroda dil: Stanislavski geleneğinden beslenen gerçekçi tiyatroda dil, karakterin iç dünyasını ve sosyal konumunu açığa çıkaran şeffaf bir araçtır. Diyalog işlevsel ve inandırıcıdır; söylenenler büyük ölçüde kasıtlı ve anlamlıdır. Kelime, duygu ve eylem birbiriyle tutarlı bir bütün oluşturur. Absürd tiyatroda dil: Absürd tiyatro gerçekçi tiyatro dil ayrımında Samuel Beckett, Eugène Ionesco ve Harold Pinter'ın dil anlayışı tam karşıt bir yerde durur. Diyalog iletişimi değil iletişimsizliği modelliyor; söylenenler çoğunlukla boş, döngüsel ya da birbirini karşılamayan konuşma parçalarından oluşuyor. Bu dil biçimi anlam arayışının çaresizliğini sahnede somutlaştırıyor. Artılar ve eksiler değerlendirildiğinde: Gerçekçi tiyatronun dil kullanımı geniş kitlelerce anında kavranıyor; empati kolayca kuruluyor. Ancak bu şeffaflık, metaforik ve sembolik katmanları geri plana itebiliyor. Absürd tiyatro gerçekçi tiyatro dil karşıtlığında absürdün gücü, dilin aşınmışlığını ve anlamsızlaşmasını performansa dönüştürmesinde yatıyor; ancak bu yaklaşım seyirciden dramatik sabır ve kültürel hazırlık gerektiriyor. Karşılaştırmalı değerlendirme: İki yaklaşım arasındaki seçim büyük ölçüde dramatik hedefle ilgili. Absürd tiyatro gerçekçi tiyatro dil farkı üzerinden değerlendirildiğinde en çarpıcı tablo, iki formun birbirini radikal biçimde sorgulayarak tiyatro dilinin sınırlarını genişlettiği noktada beliriyor.