Eski oyuna geri dönmek hem nostaljik hem şaşırtıcı bir deneyimdi. Üç yıl önce bir noktada bırakmıştım; sıkılmadım, hayat yoğunlaştı ve oyun önceliğimi kaybetti. Bir gece o oyunu indirip tekrar açtım. Eski oyuna geri döndüğümde beklentim şuydu: Kaldığım yerden devam ederim, eski alışkanlıklarım geri gelir. Gerçeklik farklıydı. Oyunun arayüzü değişmişti, bazı mekanikler yeniden düzenlenmişti, topluluğun oyun kültürü başkalaşmıştı. Alışkın olduğum bazı stratejiler artık işe yaramıyordu. Bir de içimdeki değişikliği fark ettim. Üç yıl önce beni çeken bazı öğeler artık o kadar cazip gelmiyordu. Sabır eşiğim farklılaşmıştı; daha az tekrar istiyor, daha fazla çeşitlilik arıyordum. Oyun aynıydı, ben değilim. Eski oyuna geri dönmek bana birkaç şey öğretti. Bir oyunu uzun süre bıraktıktan sonra baştan başlamak, yarım kaldığı yerden devam etmekten çoğu zaman daha mantıklı. Eski hafızanız yanıltıcı olabiliyor; ne kadar ilerlediğinizi abartıyorsunuz. Sıfırdan başlamak o oyunu yeniden keşfetmek gibi. Topluluk da farklı. Eski oyuncular büyük ölçüde gitmiş, yeni bir nesil var. Bu hem yabancılık hem taze bir başlangıç hissi verdi. Eski oyuna geri dönmek tam anlamıyla geçmişe dönüş değil; o oyunla yeni bir ilişki kurmak. Bunu kabullenmek deneyimi çok daha keyifli hale getiriyor.