40 yaşında dans başlamak benim için bir cesaret kırılımıydı. Çevrem 'bu yaşta mı?' dedi. Aklımın bir köşesi de katıldı onlara. Yine de gittim. 40 yaşında dans başlamak fiziksel olarak sanıldığı kadar zor değildi. Evet, esnekliğim yirmili yaşlardaki kadar değildi, ama konsantrasyonum, sabrım ve vücut farkındalığım çok daha yüksekti. Genç öğrenciler hızlı öğreniyor ama kolayca dağılıyorlardı. Ben hareketleri anlamak için daha uzun düşünüyor, ama bir kez anladığımda içselleştiriyordum. Hocam ilk dersin sonunda bana döndü: 'Kaslarını nasıl bu kadar kontrol ediyorsun?' dedi. Ben kıs kıs güldüm, yıllarca yoga yapmanın kazandırdığıydı bu. 40 yaşında dans başlamak demek, yıllar içinde edindiğin her beceriyle sahneye çıkmak demek. Tabi zorluklarım da vardı. Ertesi gün kalkamıyordum bazen; kaslar itiraz ediyordu. Genç sınıf arkadaşları koreografiyi bir günde ezberliyor, ben üç gün çalışıyordum. Ama sonunda hepsini daha sağlam öğreniyordum. Altı ay sonra stüdyonun küçük sergisinde sahneye çıktım. Seyircide annem oturuyordu, ağlamıştı. Ben de neredeyse. 40 yaşında dans başlamak bana yaşın bir engel değil, farklı bir başlangıç noktası olduğunu öğretti.