Anadolu eski uygarlıklar söz konusu olduğunda, bu coğrafyanın dünya tarihindeki yerini yeniden değerlendirmek gerekiyor. Anadolu, yalnızca birkaç uygarlığa değil, insanlığın tarihini şekillendiren onlarca kültüre ev sahipliği yapmış bir toprak parçası. Anadolu eski uygarlıklar tarihinin en çarpıcı başlangıcı, Göbekli Tepe'yle açılıyor. Şanlıurfa yakınlarında bulunan bu arkeolojik alan, M.Ö. yaklaşık 10.000 yılına, yani tarım öncesi döneme tarihlendirildi. Büyük taş sütunlar ve sembolik figürler içeren bu tapınak alanı, insanların yerleşik hayata geçmeden önce karmaşık toplumsal yapılar oluşturabildiğini gösteren önemli bir kanıt. Bu bulgu, uygarlık tarihini yeniden yazmayı gerektiren ölçekte bir keşifti. Hattuşa'nın başkentlik yaptığı Hitit Uygarlığı, Anadolu eski uygarlıklar içinde en iyi belgelenmiş olanlardan. M.Ö. 1400'lerde Hititler, Mısır ile eşit düzeyde siyasi ilişki kurabilen, yazılı antlaşma yapabilen ve kendine özgü hukuk sistemi olan köklü bir devlet yapısına ulaşmıştı. Çiviyazısı tabletler sayesinde bu uygarlığı, diğer pek çok eski kültüre kıyasla çok daha yakından tanıyabiliyoruz. Frigyalılar, M.Ö. birinci binyılın başlarında Gordion'u başkent yaparak Anadolu'nun iç kesimlerinde güçlü bir krallık kurdu. Efsanelerle sarmalanmış kral Midas, bu uygarlığın en tanınan adı. Frigyalılar aynı zamanda müzik ve zanaatkarlık geleneğiyle öne çıktı. Lidyalılar ise M.Ö. 7. yüzyılda dünya tarihine madeni para kullanımını kazandırdı. Batı Anadolu'da, bugünkü İzmir yakınlarında kurulan bu krallık, hem ticaret hem de kültür açısından çok yönlü bir miras bıraktı. Anadolu eski uygarlıklar listesi burada bitmiyor: Urartular, Likler, Karlar, İyonyalılar ve daha pek çok kültür bu topraklara katman katman yerleşti. Her katman bir sonrakini besledi. Bu zenginlik, Anadolu'yu dünya tarihinin en kalabalık laboratuvarlarından biri yapıyor.