Dedemin nereden geldiğini hiç sormamıştım. Çocukken yanında büyüdüm ama o "Doğu'dan" derdi, ben de o kadarıyla yetinirdim. Vefat ettiğinde geride yalnızca bir köy adı bıraktı, ama o köyün hangi il ya da ilçeye bağlı olduğunu kimse tam olarak bilmiyordu. Nüfus müdürlüğü aile araştırma sürecine dahil olmadan önce birkaç farklı yol denedim. Akrabalar arasında dolaşan bilgiler çelişkiliydi; bir ağzından bir il adı çıkıyor, diğerinden bambaşka bir yer. Sonunda bunları bir kenara bırakıp resmi kanallara başvurmaya karar verdim. Yaşadığım şehrin nüfus müdürlüğüne sabah erken gittim. Numaramı aldım ve beklemeye başladım. Görevliye ne istediğimi anlattığımda önce duraksadı: "Nüfus kaydı sorgulama için şahsın T.C. kimlik numarası gerekiyor" dedi. Dedemin kimlik numarasını biliyordum; pasaportunun fotokopisi vardı bende. Onu masaya koydum. Nüfus müdürlüğü aile araştırma sürecinde asıl öğrendiğim şey şuydu: Sorgulayabileceğiniz bilgi miktarı, yakınlık derecenize göre değişiyor. Ben torunum diye doğrudan kaydına erişemiyordum; ama görevli bana hangi belgeleri temin etmem gerektiğini adım adım anlattı. Nüfus cüzdanı sureti, aile kütük kaydı ve mahkemeden alınan "mirasçılık belgesi" gibi belgelerle daha kapsamlı bilgiye ulaşabileceğimi öğrendim. Bir ay sürdü. Mahkeme süreci zahmetli geçti ama sonunda elime aile kütük belgesi geçti. Orada dedemin doğduğu köy adı, doğum tarihi ve babasının adı yazıyordu. Babasının adını hiç duymamıştım. O an tuhaf bir duygu kapladı içimi; elinde tuttuğun bir sayfanın sana tamamen yabancı biri hakkında bilgi verdiğini, oysa o yabancının senin kanının yarısı olduğunu fark etmek. Nüfus müdürlüğü aile araştırma yöntemi herkes için uygun olmayabilir; sabır ve zaman istiyor. Ama resmi kayıtlar, dedikodulardan çok daha güvenilir. Dedemin doğduğu köyü geçen yıl ziyaret ettim. Köylüler soyadını tanıdılar. Bu, başka hiçbir şeyin veremeyeceği bir his.