Yapay zeka çeviri deneyimi diye konuşulunca bir kaygı dalgası geçiyor içimden; ama aynı zamanda net bir bakış açısı da kazandım yıllar içinde. Bir müşterim beni aramadan önce ücretsiz bir yapay zeka çeviri aracıyla bir sözleşme metnini çevirmiş. Sonuç teknik olarak düzgündü: kelimeler yerli yerindeydi, cümleler akıyordu. Ama bir hukuk firmasına teslim ettiklerinde avukat metni hemen iade etti. Neden? Çünkü Türk hukuk terminolojisi farklı bir gelenek taşıyor; araç bunu bilemezdi. Benim yapay zeka çeviri deneyimim bana şunu öğretti: bu araçlar harika bir taslak üretiyor, ama taslak sadece başlangıç. Bağlam, kültür, niyet, bunlar hâlâ insan gözü gerektiriyor. Öte yandan dürüst olmak gerekirse, rutin teknik metinlerde bu araçları ben de kullanıyorum artık. Bir kullanım kılavuzunu sıfırdan çevirmek yerine, yapay zeka çıktısını düzeltmek çok daha hızlı. Kazandığım vakti karmaşık ve değerli metinlere yatırıyorum. İşsiz kalır mıyım? Hayır, ama dönüşmek zorundayım. Artık 'kelime çeviren' değil 'anlam kurgulayan' olarak konumlanıyorum. Yapay zeka bir araç oldu; rekabet etmek yerine onu kullanmayı öğrendim. Bu geçiş kolay değildi, birkaç ay boyunca ciddi kaygıyla yaşadım. Ama mesleğimin özü hiç değişmedi: iki dil arasında gerçek anlamı taşımak.