Uzun yıllar sonra iş değiştirme kararını on üç yılın ardından aldım. O şirkete stajyer olarak girmiştim; orta yönetim pozisyonundan ayrıldım. Hayatımın önemli bir bölümünü orada geçirdim, hem iyi yıllarımı hem de kötü yıllarımı. Ayrılma kararı yıllar içinde yavaş yavaş olgunlaştı. Tek bir an yoktu, bir birikim vardı. Rutine girmiştim, zorlayan bir şey kalmamıştı, sabah uyandığımda heyecanlanmıyordum artık. Bu sinyalleri görmek hem kolay hem zordu. Uzun yıllar sonra iş değiştirmenin ilk gerçeği, kimlik meselesiydi. O şirket benim kim olduğumun bir parçasıydı. "Neredesin?" sorusuna yıllardır aynı cevabı veriyordum. Artık vermeyecektim. Bu küçük görünür ama gerçekte oldukça büyük. İkinci gerçek, pratikti. On üç yılda edindiğim ağ, bilgi, alışkanlıklar, hepsi o bağlamla bağlantılıydı. Yeni bir ortama taşındığımda, hepsini yeniden kurmam gerekti. "Sıfırdan başlamak" lafı klişe geliyor ama içinden yaşayınca başka bir şey. Üçüncüsü, ve belki en ağırı: Yeni yerde hız kazanmak. Uzun yıllar sonra iş değiştiren biri olarak, ben orada "uzman"dım, ama burada "yeni"ydim. Bu geçiş dönemi hem alçaltıcı hem öğretici oldu. Bir yıl sonra ne düşünüyorum? Doğru karardı. Ama kolay olmadığını, zaman aldığını ve bedeli olduğunu da söylemem gerekiyor. Bu bedeli göz ardı ederek anlatmak dürüst olmaz.