Elektrikli araçlar, çevre tartışmalarının merkezine yerleşmiş durumda. "Sıfır emisyon" etiketi cazip geliyor; ancak bu etiketin tam olarak neyi kapsadığını ve neyi dışarıda bıraktığını sorgulamak gerekiyor. Elektrikli araç karbon ayak izi, salt kullanım aşamasına bakılarak değerlendirilemez. Bir aracın üretim sürecinde ne kadar karbon salındığı, özellikle batarya üretiminde kullanılan lityum, kobalt ve nikel gibi madenlerin çıkarılma ve işlenme maliyetleri çoğu zaman göz ardı edilir. Bazı araştırmalar, elektrikli araç üretiminin fosil yakıtlı araç üretimine kıyasla yüzde 40 ila 70 oranında daha fazla karbon yayabildiğini ortaya koyuyor. Bu fark, batarya boyutuyla doğrudan ilişkili. Bir diğer kritik nokta ise şarj altyapısının beslendiği enerji kaynağı. Elektriğini kömür santrallerinden karşılayan bir ülkede kullanılan elektrikli araç, aslında dolaylı yoldan kömür yakmaktadır. Türkiye gibi karma enerji kaynakları kullanan ülkelerde bu durum daha da karmaşık bir hal alır. Şebeke temiz değilse, araç da tam anlamıyla temiz sayılmaz. Elektrikli araç karbon ayak izi hesaplanırken "yaşam döngüsü analizi" yaklaşımı benimsenmeli. Bu analiz; hammadde çıkarımından üretim sürecine, kullanım dönemine ve araç ömrünün sonunda bataryanın nasıl işlendiğine kadar tüm aşamaları kapsar. Batarya geri dönüşüm altyapısının yetersiz kaldığı bölgelerde, kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların çevresel etkisi ciddi bir sorun haline gelebilir. Bu eleştiriler, elektrikli araçların gereksiz ya da zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Uzun vadeli bakıştaki potansiyellerini reddeden bir yaklaşım doğru olmaz. Ancak sektörün ve politika yapıcıların, bu araçları basit bir "sıfır emisyon" söylemiyle pazarlaması, asıl sorunların üzerini örter. Dürüst bir iklim politikası, hem üretim hem şarj altyapısı hem de atık yönetimi konusunda bütüncül çözümler gerektirir. Elektrikli araçlara geçiş, şebeke yeşilleşmesiyle eş zamanlı ilerlediğinde anlam kazanır. Tek başına araç satışlarını artırmak, enerji dönüşümünü yapılmamış bırakarak ilerlemek, gerçek bir karbon azaltımı sağlamaz, yalnızca karbon salımını bir noktadan diğerine kaydırır.