Alt yazı çeviri hataları, bir filmi veya diziyi izlerken seyircinin farkında olmadan maruz kaldığı en yaygın kalite sorunlarından biridir. Çoğu izleyici bir sahneyi yanlış anladığında bunu yapıta değil kendi dikkatine bağlar. Oysa sorunun kökeni çoğunlukla çeviri sürecindeki yapısal kırılmalarda yatar. Alt yazı çevirisi, diğer çeviri türlerinden farklı bir disiplin gerektirir. Karakter sınırı, zaman kısıtı ve konuşma hızı üçlüsü, çevirmeni sürekli uzlaşı yapmaya zorlar. Bu uzlaşıların çoğu anlam kayıplarıyla sonuçlanır. Kültüre özgü espri, gönderme veya deyim doğrudan çevrildiğinde anlamsız hale gelir; uyarlandığında ise orijinal ruh kaybolur. Alt yazı çeviri hataları arasında en sık karşılaşılan tür bağlamdan kopuş sorunudur. Bir karakterin tonunu, ilişkisini ya da önceki diyalog yükünü bilmeden yapılan çeviri, sahnede yanlış bir ton yaratır. "I'm fine" cümlesinin nazikçe söylenen bir reddi mi yoksa gerçek bir onayı mı temsil ettiği, bağlamı bilmeden belirlenemez. Sektörün yapısal sorunu da burada devreye girer: Alt yazı çevirisi hâlâ düşük ücretli bir iş olarak görülür. Dakika başına ödeme modeli, çevirmeni hız yapmaya teşvik ederken derinlikli düşünme süresini kısaltır. Bu ekonomik baskı altında üretilen çevirilerin bağlam zenginliğini koruyabilmesi beklenmemelidir. Çözüm, çevirmene referans materyali sağlamakla başlar: Senaryo, karakter notları, yönetmen yorumları. Bunlar olmadan çevirmen görünmez bilmecelerle uğraşır. Kaliteli alt yazı, kaynak içeriği kadar emek ve kaynak gerektirir.