Kasıtlı pratik uzmanlık ilişkisi, Anders Ericsson ve meslektaşlarının 1993'te yayımladığı çalışmayla performans bilimine girdi ve kısa sürede hem akademik hem de popüler tartışmaların odağına taşındı. Teori, yalnızca çok pratik yapmak ile kasıtlı pratik yapmak arasında nitel bir ayrım çizer; bu ayrım, üstün performansın açıklanmasında belirleyici öneme sahiptir. Kasıtlı pratik (deliberate practice), dört temel özelliğiyle tanımlanır: mevcut yetenek sınırının hemen ötesine uzanan görevler seçmek (challenge threshold), anında ve bilgilendirici geri bildirim almak, bireysel zayıflıkları hedefleyen tekrarlı denemeler yapmak ve yüksek konsantrasyon gerektiren bir odaklanma hâlini sürdürmek. Bu dört koşul bir arada bulunmadığında, pratik saatlerinin miktarı uzmanlık düzeyini açıklamak için zayıf bir tahmin edici olarak kalır. Ericsson ve ekibinin Berlin Konservatuarı'ndaki keman öğrencileriyle yürüttüğü çalışma bu modelin en sık atıfta bulunulan ampirik dayanağıdır. En iyi keman öğrencilerinin yaşam boyu kasıtlı pratik saatlerinin ortalama 10.000 civarında olduğunu gösteren bu bulgu, popüler söylemde çoğunlukla "10.000 saat kuralı" olarak yanlış basitleştirilerek aktarılmıştır. Ericsson bu basitleştirmeyi sonraki yıllarda tutarlı biçimde reddetmiştir: Belirleyici olan saat sayısı değil, pratiğin kalitesidir. Kasıtlı pratik uzmanlık modelinin nörobilimsel temelleri myelin ve sinaptik plastisite üzerinden açıklanabilir. Kasıtlı pratik sırasında tekrarlanan yüksek frekanslı nöral aktivasyon, ilgili akson yolları boyunca oligodendrosit hücrelerini myelinizasyona teşvik eder. Artan miyelin kalınlığı iletim hızını ve güvenilirliğini artırır; bu da motor ve bilişsel programların daha hızlı ve daha az hatayla çalışmasına olanak tanır. Ayrıca uzun dönemli potansiyasyon (LTP), tekrarlanan kasıtlı pratikle güçlendirilen sinaptik bağlantıların kalıcılaşmasını sağlar. Uzman belleği araştırmaları, kasıtlı pratiğin bilişsel temsil yapısını nasıl dönüştürdüğünü gösterir. Chase ve Simon'ın satranç çalışmaları, büyük ustaların taşları tek tek değil; anlamlı konfigürasyonlar (chunk) olarak kodladığını ortaya koymuştur. Ericsson bu bulguyu genişleterek uzman-bilgi yapıları yerine uzun dönemli çalışma belleği (LT-WM) kavramını önermiştir: Uzmanlar, ilgili bilgiyi kalıcı bellekten çalışma belleğine hızla erişilebilir biçimde organize eden özel şemalar geliştirmiştir. Eleştirel değerlendirme açısından, kasıtlı pratik modelinin tahmin gücü alandan alana farklılaşır. Macnamara ve ekibinin 2014 meta-analizi, kasıtlı pratiğin oyunlarda performans varyansının %26'sını açıkladığını; müzikte %21'ini, eğitimde ise yalnızca %4'ünü açıkladığını göstermiştir. Bu bulgular, başarı tahmincisi olarak genetik katkı, başlangıç yaşı ve çevre faktörlerinin göz ardı edilemeyeceğine işaret eder. Pratik uygulama perspektifinden kasıtlı pratik uzmanlık geliştirme programları, bu araştırmaları şu şekilde operasyonelleştirir: beceri haritalaması (mevcut yeterlilik zarf tespiti), kalibreli güçlük ayarı, gerçek zamanlı geri bildirim döngüsü ve bloklama-interliving pratik dengesi. Son araştırmalar, değişken pratik düzeninin (interleaving) bloklama pratiğine kıyasla uzun dönem transferi desteklediğini göstermektedir, bu da geleneksel bloklama temelli antrenman anlayışlarını zorlamaktadır.