Halofitik bitki tuzluluk tolerans mekanizmaları, osmoregülasyonun sınırlarını anlamamız açısından bitki fizyolojisinin en çok araştırılan alanlarından birini oluşturur. Tuz Gölü havzası, Türkiye'nin iç bölgelerindeki hipersalin bir ekosistem olup bu sisteme özgü halofitik bitki toplulukları, deniz suyu tuzluluğunun birkaç katına çıkabilen osmotik stres koşullarına uyum geliştirmiştir. Halofitik bitkilerin tuzluluk toleransında üç temel mekanizma önde gelir. Tuz dışlama (salt exclusion), kök endodermisinde yerleşik Caspari bantları aracılığıyla sodyum iyonlarının ksilem yüküne alınmasını engeller. Suaeda-Salicornia gibi sukkulent halofitlerde görülen tuz biriktirme (salt accumulation) ise tam ters bir strateji benimser: Na⁺ ve Cl⁻ iyonları metabolik olarak inert vakuollere aktarılır, yaprağın ozmotik potansiyeli düşürülür ve toprak suyunun ters ozmozla bitki içine alımı kolaylaşır. Tuz salgılama (salt secretion) ise özel tuz bezlerine (salt glands) sahip türlerde, yapraklar üzerinde biriken tuz kristalleri şeklinde gözlenir; Limonium'un tüm Tuz Gölü kıyı şeritlerinde yaygın varlığı bu adaptasyonun somut ifadesidir. Hücresel düzeyde uyumlu solütlerin (compatible solutes) birikimi de tuzluluk toleransının merkezi süreçlerinden biridir. Prolin, betain ve mannitol gibi moleküller, osmotik ayarlamayı gerçekleştirirken enzim aktivitesine zarar vermez. Bu maddelerin sentezini düzenleyen genler, tuzluluk stres geni ekspresyon ağlarının iyi tanımlanmış bileşenlerini oluşturur. Tuz Gölü havzasına özgü halofitik bitki toplulukları keskin bir zonasyon (kuşaklanma) örüntüsü sergiler. İç kuşaklarda Salicornia europaea türleri, orta kuşaklarda Suaeda acuminata ve dış kuşaklarda Puccinellia distans ile Tamarix cinsi formasyonları hâkimdir. Bu zonasyonun sınırlarını belirleyen birincil etken, tuzluluk gradyanıdır; ikincil etken ise mevsimsel su tablası dalgalanmalarıdır. Halofitik bitki tuzluluk toleransının tarımsal aplikasyonu açısından bu mekanizmaların genetik transferi, ıslah programlarının gündeminde önemli bir yer tutar. Özellikle tuz bezlerini kodlayan genler ve Na⁺/H⁺ antiporter proteinleri (SOS1 ve HKT1 gen ailesi), tuz toleranslı tarımsal çeşit geliştirme çalışmalarında aktif birer hedef olarak araştırılmaktadır. Havza düzeyinde yapılan su yönetiminin tuzluluk dinamiklerine etkisi de göz ardı edilemez: Sulama kaynaklı tuz birikimine yönelik yönetim müdahaleleri, halofit topluluklarının sınırlarını kaydırabilir ve uzun vadeli bitki sosyolojisi izleme gerektiren süreçlere neden olur.