İklim izleme kuruluşlarının yayımladığı verilere göre, 2025 yılının ilk çeyreği küresel ortalama sıcaklık açısından ölçüm tarihinin en sıcak üç aylık dönemi olarak kayıtlara geçti. Küresel ortalama sıcaklık rekorunun kırılmasında Pasifik'teki ısı birikim örüntüleri ve kutup amplifikasyonu birlikte etki etti. Küresel ortalama sıcaklık verileri, sanayi öncesi referans dönemine göre artışın sınır değerlerine yaklaşıldığını açıkça ortaya koyuyor. Ocak-Mart döneminde kaydedilen sapmalar, 2016 El Niño zirvesini ve ardından gelen tüm dönemleri geride bıraktı. Bilim insanları, küresel ortalama sıcaklık rekoru haberlerinin iklim tepki politikası açısından ne anlam taşıdığını değerlendiriyor. Bazı araştırmacılar rekorların birbirini izlemesinin artık alışılmışın dışında bir durum olmadığına dikkat çekerken, diğerleri ısınmanın geçici mi yoksa kalıcı bir ivme değişikliğini mi yansıttığını tartışıyor. Bölgesel analizler, ısınmanın homojen dağılmadığını ortaya koyuyor; arktik bölgeler küresel ortalama sıcaklık artışının iki ila üç katı bir ısınma hızı yaşıyor. Bu durum deniz buzu kaybını ve permafrost çözülmesini hızlandırıyor. İklim modelciler bu verileri, uzun vadeli projeksiyon modellerinin gerçek seyri ne ölçüde doğru öngördüğünü test etmek için kullanıyor.