Kitap kulübü eleştirisi söz konusu olduğunda iki karşıt tutum beliriyor. Birinci görüşe göre kitap kulüpleri okuma kültürünü demokratikleştiriyor, insanları edebiyata çekiyor ve sosyal bağ kuruyor. İkincisine göre ise bu yapılar gerçek eleştirel okumadan uzak, sosyal onay arayışının örgütlü bir biçimi. Kitap kulübü eleştirisi içindeki en somut argüman şu: büyük kitap kulübü platformlarında önerilen kitaplar belirli bir tür profiline yakınsamaya başlıyor. Tanıdık temalar, erişilebilir yapı, olumlu kapanış, bu özellikler tartışma üretecek içerikleri sınırlıyor. Tartışmaktan çok onaylamak daha rahat. Bu eğilim gerçek eleştirel okuma kültürünün zıttı. Bir de sosyal dinamik var. Kitap kulübü toplantıları zaman zaman kitaptan çok grup içi sosyal ilişkileri koruma işlevi görüyor. Bir üyenin kitabı sevmediğini ya da derinlemesine sorunlu bulduğunu söylemesi, gruba ait olma hissini tehdit edebiliyor. Bu ortamda gerçek anlamda sorgulayıcı bir tartışma nasıl çıkabilir? Kitap kulübü eleştirisi aynı zamanda tüketim kültürünü besleyen bir mekanizmaya işaret ediyor. Aylık kitap kutuları, okuma takip uygulamaları, sosyal medya için fotoğraflanmış kitap köşeleri, bunlar okumanın kendisinden çok okumanın performansına odaklanıyor. Okunmuş kitap sayısı bir başarı göstergesi haline geliyor; bu motivasyon okuma kalitesini ikincil kılıyor. Bununla birlikte, kitap kulüplerinin okuma alışkanlığını başlatma ve sürdürme işlevi küçümsenmemeli. Yalnız okunan bir kitabın tartışılacak ve düşündürülecek bir sosyal bağlamı yoksa anlamının büyük bir kısmı kaybolur. Kitap kulübü bu bağlamı kuruyor. Sorun kulübün kendisinde değil, eleştirel tartışmaya kapı açmayan kültürel normlarda.