Sri Lanka monsun deneyimi yaşayanların sık söylediği şeyi duymadan yola çıkmıştım: 'Yağmur her şeyi değiştirir.' Ben de değiştiğini bizzat yaşadım. Kolombо'dan güneye, Galle'ye geçmek için sabah minibüse bindim. Gökyüzü griydi ama yağacağını düşünmemiştim. Öğle sıralarında araç durdu; önümüzdeki yol sular altındaydı. Sri Lanka monsun deneyimi böyle başlıyor: birdenbire, merhametsizce. Yapabileceğim birkaç şey vardı. Panikleyebilirdim, ama etraftaki yerli yolcular sakindi. Onları izledim. Minibüsten inen herkes yakındaki bir kahvehaneye sığındı. Ben de girdim. Kahvehane sahibi, Sinhala aksanlı İngilizcesiyle yolların bir iki saat içinde açıldığını anlattı. 'Sri Lanka'da yağmur öyle gelir, öyle gider' dedi. Haklıydı. Beklerken menüdeki kari yedim, çay içtim. Fiyatlar çok ucuzdu. O iki saatte mahalle sakinleriyle konuştum; birinin kuzeni İstanbul'da yaşıyormuş, onu anlattı. Sri Lanka monsun deneyimini kurtaran şeyler: rezervasyonlarımda esneklik bırakmıştım, günlük planım katı değildi. Yağmurluk yerine hafif bir panço almıştım, pratikti. Nakit bulunduruyordum çünkü ücra yerlerde kart çalışmıyor. Yollar açıldığında güneşle birlikte Galle'ye girdim. Sri Lanka bu kadar kendiliğinden güzel: felakete dönebilecek bir an anıya dönüşüyor. Şimdi o kahvehaneyi bulmaya çalışırsam bulamam ama tadını hâlâ hatırlıyorum.