Türk mutfağı yöresel yemekler söz konusu olduğunda çoğu kişi birkaç klasik sayar: kuzu tandir, manti, börek. Ben de öyleydim. Ama bir pandemi kısıtlamasında eve kapandığım dönem bana farklı düşünme fırsatı verdi. Karar verdim: seksen bir il, her günden bir yemek. Üç ay boyunca her gün farklı bir ilin yöresel yemeğini pişireceğim. Bir liste yaptım, bazı illerin yemeklerini ilk kez duyuyordum. Gümüşhane'nin cevizli ekşili pidesi, Ardahan'ın piti çorbası, Tunceli'nin kesmik yemeği. Türk mutfağı yöresel yemekler araştırması başlı başına bir maceraya döndü. İnternetteki tariflerin birbirini tutmaması zorladı beni; hangi tarif doğru? Bazı illerin kültür derneklerine mesaj attım. Kilis'in küşleme yemeğini tarif etmesi için bir yaşlı teyzeyle video görüşmesi yaptım. Bu anlar çok değerliydi. Pişirme sürecinde bazı malzeme bulma sorunu yaşadım. Çok tanınmayan tahıllar, bölgeye özgü otlar. Bazı yemekleri birebir yapamadım ama ruhuna yaklaşmaya çalıştım. En çok etkilendiğim yemekler kuzeydoğu yöresinden çıktı. Karadeniz bölgesinin balıklı pilavları, Doğu Anadolu'nun kuru etli yemekleri, yüzyıllar içinde coğrafyaya göre şekillenmiş tatlar. Her yemeğin arkasında bir iklim, bir tarım, bir kültür vardı. Üç ayın sonunda hem Türk mutfağı yöresel yemekler konusundaki bilgim kökten genişledi hem de mutfaktaki özgüvenim arttı. Tekrar yapacaklarımı işaretledim; listenin başında Muğla'nın pişi tarhanası var. Ülkeni yemek aracılığıyla keşfetmek beklenmedik güzel bir seyahat.