Süphan Dağı zirve kamp fikri kafama takıldı bir arkadaşın anlattığı gece manzarasından sonra. "Şehir ışığı yok, Van Gölü altında, üstünde Samanyolu" demişti. Altı ay sonra oradaydım. Tırmanış günüydü. Volkanik zemin çeşitli; kimi yerde sert lav taşı, kimi yerde kırmızımsı tüf, kimi yerde gevşek granül. Dizler yormak istemiyorsun çünkü ineceğin zaman aynı yolu geri alacaksın. Tempom yavaştı ama düzenliydi. Süphan Dağı zirve kampında çadır kurduk 3200 metre civarında. Gerçek zirve daha yukarıda, akşam üstü güneş düşüyordu, devam etmedik. Çadırı sabitlemek zaman aldı, rüzgar güçlüydü. Kayaların arasına çekmeye çalıştık, biraz oldu. Gece yarısı saat ikide uyandım, zipper'ı açtım, dışarı baktım. Hayatımda o ana kadar bu kadar yıldız görmemiştim. Van Gölü aşağıda yansıma yapıyordu, zaten karanlık olmak yerine mat bir gümüş rengindeydi. Süphan Dağı zirve kamp deneyiminin özetini biri "ne hissettirdi" diye sorsa: ufaldım. İyi anlamda. O kadar büyük bir görüntü karşısında kişisel kaygıların önemi kalmıyor. İki saat uyuyamadım. Bakakaldım. Sabah zordu. Soğuk geldi, çadır nem tutmuştu, çanta ıslak. Ama kahve kaynatıp Van Gölü'ne bakarken "buna değdi" demek çok kolaydı. Süphan Dağı zirve kampı için uyarım: volkanik toprak parlak renkli giysileri renklendirebiliyor, solmuş çamaşır gibi bakıyor sonra. Koyu renk giyin. Ve uyku tulumunuzu asgarinin altına almayın, gece ısı hızla düşüyor.