Bilim makalesi okumak istediğimde kendimi hazır hissediyordum. Biyoloji lisans öğrencisiydim, İngilizcem iyiydi, merak ediyordum. Bir veri tabanından makalenin PDF'ini açtım ve başladım. On dakika sonra ekrana donuk bakıyordum. Bilim makalesi okumak sandığım kadar düz bir yol değildi. Başlıktan abstract'a geçtim, tamam, anlıyordum. Introduction'a geçtim, biraz karmaşıktı ama takip edebildim. Methods bölümüne gelince kayboldum. "Immunohistochemistry", "PCR amplification", "confocal microscopy", bu kelimeleri duymuştum ama cümle içinde ne anlam ifade ettiğini kavramak mümkün değildi. Results bölümünde grafikler vardı. Grafiklerin altındaki açıklamalar grafikleri anlamak için yeterliydi ama grafiklerin neyi kanıtladığını anlamak için bütün bölümü bilmem gerekiyordu. Discussion bölümü ise başka makalelere atıflarla doluydu, okumadığım çalışmaların üzerine kurulu bir argüman. Bilim makalesi okumak çaresizliği beni birkaç gün rahatsız etti. Sonra bir yol buldum: önce makaleyi değil, konunun özet kaynaklarını okumak. Review makaleleri, ders kitabı bölümleri, açıklayıcı blog yazıları. Zemin oluşturduktan sonra aynı makaleye döndüm. İkinci okumada fark ettim: bilim makalesi okumak bir teknik beceri. Doğrusal okumak zorunda değilsiniz. Abstract, conclusion, sonra introduction, sonra discussion, bu sıra çoğu zaman daha verimli. Methods'u tamamen anlamak zorunda değilsiniz, özellikle kendi alanınız değilse. Bugün bilim makalesi okumak benim için hâlâ kolay değil, ama artık çaresiz hissetmiyorum. Alışkanlık ve zemin bilgisi birleşince o duvarlar alçalıyor.