Yaşlı köpek kaybetmek beni hazırlıksız yakaladı, bile bile hazırlıksız. Veteriner bir yıl önce 'yaşlı, zamanı kısalıyor' demişti. Bunu biliyordum ama bilmek, yaşamak demek değildi. O sabah Boncuk kalkmak istemedi. Genellikle ayağa kalkıp beni kapıya kadar götürürdü; o sabah gözlerini açtı, baktı, kapandı. Veterinere götürdüm. 'Bugün' dedi veteriner. Yaşlı köpek kaybetmek acısı çok somuttu. Evin köşeleri bomboştu. Tasmayı gördüm, ağladım. Mama kabını kaldıramadım haftalar boyunca. İnsanlar 'sadece bir hayvandı' diyenleri duymak istemedim; çünkü on iki yıl boyunca o hayvan benim sabah rutinimdi, akşam yürüyüşümdü, hafta sonlarımın demirbaşıydı. Bir şey öğrendim o süreçte: yas tutmak için izin almak lazım, hem başkalarından hem kendinizden. Yaşlı köpek kaybetmek anlamlı bir kayıptır; bunu küçümsemek iyileşmeyi geciktirir. Aylar sonra bir arkadaşımın köpeği yavruladı ve benden bir tane aldım. Sormadım ama o yavruyu kucağıma verdiklerinde Boncuk'u düşündüm. Ağlamadım bu sefer. İçimde bir kapı kapandı, başka bir kapı aralandı. Kaybetmek sever olduğunun kanıtı, bu düşünce bana tutundu.