Afet gönüllülüğü sürdürülebilirlik meselesi, her büyük afet sonrasında kısa süreliğine yüzeye çıkar ve akabinde bir sonraki felakete kadar tekrar gündemden düşer. Bu döngü, hem gönüllülerin tükenmişliğini hem de yanıt sisteminin yapısal kırılganlıklarını görünmez kılmaktadır. Afet gönüllülüğü sürdürülebilirlik tartışmasının ilk boyutu gönüllü tükenmişliğidir. Afet anında harekete geçen gönüllülerin büyük çoğunluğu yüksek motivasyonla çalışır; ancak bu motivasyon doğası gereği geçicidir. Uzun süreli kriz müdahalelerinde duygusal yorgunluk ve pratik tükenme kaçınılmaz hale gelir. Gönüllü koordinasyonu yapan kuruluşların bu gerçeği kabullenerek rotasyon sistemleri, psikolojik destek ve görev planlaması oluşturması gerekmektedir; ama bu tartışma nadiren derinlikli biçimde yapılır. Afet gönüllülüğü sürdürülebilirliğinin ikinci sorunu uzmanlık eşleşmesindeki yetersizliktir. Afet sonrasında yardım etmek isteyen gönüllülerin büyük bölümü, o an gerçekten ihtiyaç duyulan uzmanlıktan yoksundur. Koşullar elverişli olduğunda gönüllü sayısı patlar; sağlık, lojistik veya psikolojik ilk yardım uzmanlığı gerektiren alanlarda ise boşluk sürer. Gönüllü katılımın afet sonrası hızla düşmesi de süreci baltalayan faktörler arasında yer alır. İlk haftalarda kalabalık olan sahalar zamanla boşalır; oysa yeniden yapılanma süreci uzun aylara yayılır ve bu evrede düzenli destek en az ilk müdahale kadar kritiktir. Afet gönüllülüğü sürdürülebilirlik anlayışını geliştirmek için afet öncesi eğitim, gönüllü havuzu oluşturma ve uzun vadeli taahhüt sistemleri kurulması zorunludur. Anlık duyguyla değil, planlı yapıyla hareket edilmelidir.