Zaman gerçekten akar mı, yoksa bu bir yanılsama mı? Zamanın doğası felsefe tarihinin en eski ve en tartışmalı sorularından biridir. "Zaman akıyor" dediğimizde sezgisel olarak bir şey söylüyoruz; ama bu söylemin arkasında ne var? Zaman neden "akıyor gibi" hissettiriyor? Bilişsel bilimler şunu söylüyor: Zamanın akışını hisseden zihnimizdir, zamanın kendisi değil. Beyin, olayları art arda sıralar, geçmişi anı olarak depolar, geleceği tahminen kurgular. Bu sıralama hissi bize "akan bir şey var" dedirtir. Ama bu öznel bir deneyimdir; zamanın doğası felsefe sorusunun yanıtı değil. Fizik ne diyor? Einstein'ın görelilik teorisi zamanın evrensel ve sabit akmadığını gösterir. Hıza ve yer çekimine göre zaman farklı hızlarda geçer. Yüksek rakımda, bir saatin deniz seviyesindeki aynı saatten biraz daha hızlı ilerlediği ölçülmüştür. Yani zamanın doğası felsefesi açısından bakıldığında, mutlak bir "şimdiki an" da tartışmalıdır. Bloğu teorisi nedir? Fizikçilerin bir kısmı "evrenin blok evren" modeline inanır: Geçmiş, şimdi ve gelecek eşit biçimde var olur; sadece biz belirli bir noktadan bu bloğa bakıyoruz. Bu görüşte zamanın doğası felsefe açısından şöyle özetlenir: Akış yoktur, yalnızca perspektif vardır. A-Serisi mi, B-Serisi mi? Analitik felsefede McTaggart'ın ayrımı önemlidir. A-serisi: Olaylar geçmiş, şimdi, gelecek olarak nitelendirilir, bu dinamiktir, akış içerir. B-serisi: Olaylar sadece birbirinden önce veya sonra gelir, bu statiktir, akış yoktur. McTaggart, A-serisi kavramının çelişkili olduğunu göstermeye çalışmış ve zamanın gerçek olmadığını savunmuştur. Pratik sonuç nedir? Zamanın doğası felsefesinin bu sorusu henüz kapanmış değil. Ama şunu söylemek güçlü: Zamanı "bir nehir" gibi yaşıyor olmamız, onun gerçekten akar bir şey olduğunu kanıtlamaz. Belki de aklımız olayları bu şekilde anlamlandırıyor, ve bu, felsefi merak için yeterli bir başlangıç noktasıdır.