Aralıklı oruç deneyimime dair duyduğum her şey ya "mucize" ya da "işe yaramaz" sınırındaydı. Ben bir yıl boyunca elimden geldiğince tutarlı uyguladım ve şimdi ikisinin ortasında bir yerde duruyorum. Nasıl başladım? Bir iş arkadaşı anlattı, araştırdım, denemeye karar verdim. Saat 16:8 modeliyle başladım: gün içinde sekiz saatlik pencerede yemek, on altı saat yemeksiz. Sabah kahvaltısını kaldırdım, öğlen başladım, akşam sekizde kapattım. Aralıklı oruç deneyiminin ilk haftası zordu. Sabah tok hissetmek yerine bir boşluk var, kafaya pek uymuyor. Üçüncü gün baş dönmesi yaşadım, su içtim, geçti. Beşinci gün sabah rutinim değişti: kahve içiyorum, oturuyorum, çalışıyorum. Kahvaltı yokluğu şikayeti bitti. Birinci ay sonunda kilo kaybı olmadı. Bekliyordum, olmadı. Hayal kırıklığı yaşadım, duraksadım. Devam ettim. İkinci ay ilginçleşti. Öğlene kadar enerjim stabil kalmaya başladı. Eskiden sabah on birde bir çöküş yaşardım, şeker iner gibi. Bu his azaldı. Bunu kalori miktarıyla değil, öğün sayısıyla açıkladım kendi kendime. Altıncı ayda kilo düşüşü başladı. Yavaş, ama fark edilir. Yedinci ay duraklandı. Sekizinci ayda tekrar. Aralıklı oruç deneyimi doğrusal bir grafik değil. Bir yıl sonra ne değişti? Kilom düştü, öğün sayım azaldı, sabah aç hissi yok oldu. Ama kilo vermek tek değişken değildi benim için. Yemekle ilişkim değişti. Daha az, daha iyi yiyor oldum. Bir şeyi değiştirmek için sağlık uzmanıyla konuşmak doğru yol. Ben kendi deneyimimi anlatıyorum, tavsiye vermiyorum.