Karbon ofset gerçeği, son yıllarda ciddi bir sorgulamaya konu olmaya başladı. Büyük şirketler uçuşlarından, fabrika üretiminden ve lojistik süreçlerinden kaynaklanan karbon salımını telafi etmek için ofset programlarına para yatırıyor. Bu programların büyük çoğunluğu ağaç dikimi projesine dayanıyor. Söylem cazip: karbon saldın, ağaç dik, denge kuruldu. Peki bu denklem gerçekten işliyor mu? Karbon ofset gerçeğini anlamak için önce metodolojiye bakmak gerekir. Ofset projeleri, gelecekte absorbe edileceği öngörülen karbon miktarına göre kredi satıyor. Ancak bu öngörüler çoğu zaman aşırı iyimser tahminlere dayanır. Dikilen ağaçların ne kadarı hayatta kalıyor? Orman yangınları, kuraklık veya hastalık gibi faktörler hesaba katılmış mı? Bağımsız araştırmalar, bazı büyük ofset programlarında vaat edilen karbon absorpsiyonunun yüzde 70 ile 90'ının hiçbir zaman gerçekleşmediğini ortaya koydu. Bir de "ek fayda" sorunu var. Karbon ofset projelerinin gerçek değer taşıyabilmesi için, o proje olmaksızın olacak bir şeyden daha fazlasını sunması gerekir. Başka bir deyişle, zaten korunan bir orman alanının "kurtarıldığı" iddiasıyla kredi satmak, mevcut duruma herhangi bir katkı sağlamaz. Ne var ki bu tür projeler, onaylı ofset kredi havuzunda önemli bir yer tutuyor. Karbon ofset gerçeği açısından bir diğer kritik mesele ise offsetin ana kaynakla ilişkisidir. Bir havayolu şirketi, uçuşlarından kaynaklanan salımı ağaç dikerek telafi ettiğini iddia ettiğinde, aslında iki farklı karbon döngüsünü birbirine karıştırıyor. Fosil kaynaklı karbon salımı, atmosferde yüzyıllar boyunca kalabilir; ağaçlar ise yangın, böcek istilası veya çürüme nedeniyle depoladıkları karbonu çok daha kısa sürede geri salabilir. Bu ikisi arasındaki zaman farkı, denklemin dengesini bozuyor. Bu eleştiriler, ağaç dikmenin anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. Doğru yönetilen, şeffaf izleme mekanizmalarına sahip orman koruma projeleri değer taşır. Ancak karbon ofset sertifikası satın almanın gerçek karbon azaltımının yerine geçtiğini düşünmek, aslında sorunun çözümünü ertelemeye hizmet eder. Gerçek iklim eylemi, emisyonları kaynakta kesmekle başlar. Ofset, bu süreçteki geçici bir araç olabilir; ancak asıl dönüşümün yerine geçecek bir çözüm değildir.