Çerçeveleme kuramı medya analizi, iletişim bilimleri içinde en geniş uygulama alanına sahip teorik çerçevelerden biri olmayı sürdürür. "Çerçeve" (frame) kavramı, belirli bir konuyu nasıl yorumlayacağımızı, nasıl anlamlandıracağımızı ve değerlendireceğimizi düzenleyen bilişsel şemalar olarak kavramsallaştırılabilir. Medya çerçeveleme ise gazetecilerin, editörlerin ve kurumsal iletişimcilerin bu şemaları ürettikleri ve dağıttıkları süreçlere odaklanır. Çerçeveleme kuramı medya yazınının sosyolojik temelini Erving Goffman'ın 1974 tarihli Frame Analysis çalışması oluşturur. Goffman, bireylerin gündelik deneyimleri anlamlandırmak için çerçevelere (frames) başvurduğunu; bu çerçevelerin sosyal etkileşim içinde öğrenildiğini ve paylaşıldığını ileri sürer. Medya araştırmaları bu sosyolojik temeli, kitle iletişim araçlarının nasıl egemen çerçeveler ürettiğini ve dağıttığını açıklamak için benimsemiştir. Gambson ve Modigliani'nin yaklaşımı, çerçeveleme kuramı medya bağlamında söylemsel paketler (interpretive packages) kavramını merkeze alır. Bir söylemsel paket, belirli bir konuyu yorumlamak için birbirini destekleyen metaforlar, örnekler, sloganlar ve görsel imgeler kümesinden oluşur. Bu paketlerin medyadaki görünürlüğü ve rezonansı, kamu algısını ve politika tartışmalarını biçimlendirir. Çerçeveleme kuramı medya araştırmalarında sıklıkla kullanılan çerçeve türleri arasında haber çerçeveleri (episodic/thematic), sorumluluk çerçeveleri, risk çerçeveleri ve çatışma çerçeveleri sayılabilir. Iyengar'ın episodik ve tematik çerçeveleme ayrımı özellikle yoğun araştırma ilgisi görmüştür: Olayı bireysel düzeyde ele alan episodik habercilik ile sorunu yapısal ve toplumsal bağlamda aktaran tematik habercilik, izleyicinin sorunun nedenlerine yönelik atıflarını farklı biçimde yönlendirir. Deneysel çerçeveleme araştırmaları, çerçeve değişimlerinin (framing effects) kamu tutumları üzerindeki etkisini deney düzeniyle test eder. Aynı bilginin farklı çerçevelerle sunulması, kayıp çerçevesi vs. kazanç çerçevesi; güvenlik tehdidi çerçevesi vs. fırsat çerçevesi, istatistiksel olarak anlamlı tutum farklılıkları üretebilmektedir. Bu bulgular, çerçevelemenin manipülatif potansiyeli tartışmasını beraberinde getirir. Çerçeveleme kuramı medya yazınındaki metodolojik çeşitlilik, alanın bir gücü ve aynı zamanda bir kırılganlığıdır. Eleştirel söylem analizi, nicel içerik analizi, deneysel çerçeveleme etki araştırmaları ve etnografik üretim çalışmaları farklı sorular sorar ve farklı kesinlik düzeylerinde yanıtlar üretir. Bu paradigmatik çeşitlilik, kuramın tek bir tanımsal çerçeveye sığdırılmasını güçleştirir; Entman'ın çerçeveleme tanımı, bu parçalanmışlığı gidermek amacıyla önerilen bütünleştirici formülasyonların en etkili olanıdır. Sosyal medya ortamında çerçeveleme kuramı medya bağlamı yeniden biçimlenmektedir. Çerçevenin kaynağı artık yalnızca gazetecilik kurumları değil; aktivistler, siyasi aktörler ve algoritmik platformlardır. Kullanıcıların kendi çerçeveleme güçleri, hashtag hareketleri, viral anlatılar, karşı-çerçeveleme pratikleri, geleneksel medyanın gündem belirleme kapasitesini parçalamaktadır.